Yeni Türkiye: Çok yakında…

15 Temmuz hain darbe girişiminin birinci yıldönümünde manzara-i umumiye bakıp, kısa vadeli analizlere boğulup karamsarlık pompalayan bir cenah olduğu ortada. Bunların bir kısmı cehaletlerinin gereğini yaparken bir kısmı ise “kötüyü söyle, gerçekleşirse haklı çıktım havası basarsın” taktiğinde.

Gelelim işin aslına. 15 Temmuz sonrasında yaşananlar ve mevcut manzara elbette zorluklar ve sıkıntılar içeriyor. Dışarıdan kurulmaya çalışılan çember hala tam olarak kırılabilmiş değil. İçerideki işbirlikçiler ve küresel kumpasın ayakçıları hala hareketli. Siyaset ve bürokraside yerli ve milli çizgi istenilen ölçüde hakim olabilmiş değil. Özellikle referandum sonrasına ertelenmiş ümitlerin ve büyük dönüşüm beklentilerinin karşılandığını söylemek zor.

Ancak… Resmin tamamını doğru bir perspektifle ve yürüyen stratejinin olası seyriyle birlikte okumak icap ediyor.

Durum muhasebesine bir de şöyle bakalım : Gezi olaylarıyla işaret fişeği çakılan küresel kumpasın iç savaş hedefli planını sürekli boşa çıkarmayı başaran üst iradeye karşı en büyük hamle 15 Temmuz darbe girişimiydi. Bu da liderliğin gücü ve milletin basiretiyle def edildi. Sonrasında saldırılar hız kesmedi ama yine liderliğin vizyonuyla bu kez halk tabanı tekrar konsolide edilerek liderliği güçlü kılabilecek yeni yönetim modeli referandumla kabul edildi.

Geldiğimiz noktada :

Bir yıl gibi kısa bir sürede ülke savunmadan hücuma geçmiş, dış siyasette boyun eğmemiş, jeopolitikte atak davranmış, siyasi riskleri (koalisyon vs) bertaraf edecek yönetim değişikliği hayata geçirilmiştir.

– Tüm eksikliklerine rağmen, kritik devlet kurumlarından başlayarak FETÖ kadroları tasfiye edilmiş ve süreç işlemektedir.

Halk nezdinde FETÖ gerçek yüzüyle anlaşılmıştır; bugün bu ülkede tek bir şerefsiz sokakta linç edilmeyi göze almadan kalkıp da “Fetöcüyüm” veya “Fetö iyidir” diyememektedir. Milletin öfkesi hala güçlü ve canlıdır.

FETÖ’nün tüm çabasına ve her türlü küresel desteğe rağmen, muhalefet bir güç olarak ortaya çıkamamaktadır. Yerli ve milli duruşu gitgide konsolide olurken muhalefet parçalı bir yapıda, ortak söylemden uzak ve stratejiden yoksundur.

Üst iradeyi tasfiye etme amacındaki küresel çete içerisinde çatlak baş göstergeye başlamıştır. Türkiyeye yönelik operasyonlarda üst üste aldıkları yenilgiler karşısında en azından bazı ülkeler daha pasif bir politikaya geri çekildiklerini sinyalleri gelmektedir.

Özetle, yaşanan büyük badireler ve kesintisiz devam eden saldırılar dikkate alındığında gelinen noktayı küçümsemek büyük haksızlık olur.

En önemlisi, üst iradenin yürüttüğü strateji ve bunun uzun soluklu olma özelliğidir. Muhtemelen bir yıl sonra, bambaşka bir Türkiyeden bahsediyor olacağız.

Yeni Türkiye’de : Milli unsurlar daha da güçlenmiş olacak. Siyasette FETÖ artıkları ve kriptolar tam bir tasfiyeye tabi tutulmuş ve hak ettikleri muameleyi yaşamış olacaklar. Özellikle Ak Parti teşkilatlarında ve hatta milletvekili seviyesinde kadrolarında önemli bir dönüşüm hayata geçmiş olacak. Bürokraside hem hainler hem aymazlar hem kifayetsizler tasfiye edilmiş olacak. FETÖ ile mücadelede küresel boyutta ve yurtdışında devlet operasyonları arka arkaya gelmiş ve terör örgütü öldürücü darbeler yemiş olacak.

Başkanlık sistemine tam geçiş için belki de 2019’a kadar beklemek gerekmeyecek.

Kısacası, enseyi karartma değil, mücadeleyi hızlandırma zamanıdır. Üst iradenin stratejisin ufak akıllarla ve saçma yorumlarla eleştirme değil, işleyen büyük planı görüp destek olma ve sabretme zamanıdır. Türkiye yerli ve milli bir yönetimle gerçek bağımsızlığa doğru adım adım ilerlemektedir. Hepimiz için tarihi görev üzerimize düşeni eksiksiz yapmaktır.

Vira bismillah!

Ömer ADIYAMAN / ANALİZ HATTI
@omradymn

%d bloggers like this: