Trump Suriye’de Obama stratejisini tasfiye ediyor

ABD Başkanı Donald Trump‘ın Suriye‘den çekilme kararı ile eski Başkan Barack Obama‘dan devraldığı “devlet dışı güçlerle çalışma” stratejisini tasfiye ettiği belirtiliyor. 

İlk olarak Amerikan medyasının isimlerinin açıklanmasını istemeyen yetkililere dayandırdığı haberlerde ABD’nin Suriye’den tamamen çekileceği iddia edildi. 

Bu iddia daha sonra Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamayla teyit edilirken, kaynaklar Trump’ın bu kararı Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinde aldığını ortaya attı. 

Bu sırada da ABD’nin Afganistan’daki 14 binden fazla askerinin de yaklaşık yarısının çekilceği haberleri yayıldı. 

Bu iki karar her ne kadar acele alınmış olarak görülse de Trump yönetiminin özellikle de Ortadoğu’da Obama’nın ekibinin çizdiği çizgiden ayrıldığına işaret ediyor. 

Pentagon’a şok

Gerek ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) basın brifinglerinde gerek üst düzey savunma yetkililerinin açıklamalarında, DEAŞ ile mücadelenin devam ettiğine ve katedilecek çok yol olduğuna dikkati çekiliyordu.

Çekilme kararından bir hafta önce ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, bölgede istikrar ve güvenliği sağlamak için SDG ismini kullanan YPG/PKK kontrolünde 30 ile 45 bin civarında bir kuvvetin eğitilmesi gerektiğini ve bunun henüz yüzde 20’sini eğittiklerini ifade etmişti. 

Diğer taraftan Savunma Bakanı Jim Mattis, birçok toplantıda Cenevre görüşmelerinden siyasi bir çözüm çıkana kadar ABD askerlerinin Suriye’de kalacağını aktarmıştı. 

Basında çekilme iddiaları çıktığında, Pentagon Sözcüsü Albay Rob Manning, “Ortaklarımızla çalışmaya devam ediyoruz.” açıklamasında bulundu.

Ancak Beyaz Saray’ın Suriye’den çekilme açıklaması Manning’i yalanlamanın yanı sıra Pentagon’un Suriye’de çizdiği resmi de yalanlar nitelikteydi. 

Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, açıklamasında, “DEAŞ’ın yenilgiye uğratıldığına” ve “ABD askerlerinin çekilme sürecine” girdiklerine vurgu yaptı. 

Bunun üzerine Manning ikinci bir açıklamayla Beyaz Saray ile aynı çizgiye geldi ancak Trump’ın çekilme kararı kadar Beyaz Saray açıklaması da Pentagon’da şok etkisi yaptı.

Mattis’in istifası 

Trump bir televizyon kanalında Mattis’in yeterince şahin olmamakla suçlaması ve ılımlı bir Demokrat olarak nitelemesi, Mattis’in yakında görevden alınabileceği iddialarını beraberinde getirmişti. 

Mattis’in, İran nükleer anlaşmasından çekilmesi, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile masaya oturması ve transeksüellerin orduya alınmasının önünü kapatması gibi Trump’ın birçok politikasından rahatsız olduğu zaman zaman kamuoyuna yansıyordu. 

Dolayısıyla, Trump ile zaten fikir ayrılıkları yaşayan Mattis’in istifa dilekçesini Suriye’den çekilme kararının alınmasının üzerinden tam 6 gün geçtikten sonra vermesi dikkat çekiciydi.

Suriye’den çekilme kararı Washington’da medyadan, güvenlik bürokrasisine, Demokratlardan Cumhuriyetçilere kadar pek çok kesimin eleştirisine neden oldu. 

Böylece çekilme kararına verilen tepkilere paralel olarak istifa dilekçesini karardan 6 gün sonra Trump’ın masasına koyan Mattis, Amerikan kamuoyunda “prensiplerin adamı” ve “kahraman” olarak anılmasını sağladı. 

Çekilme kararı yeni değil 

Trump, 29 Mart’ta Ohio eyaletinde yaptığı bir konuşmada “Suriye’den çok yakında çıkacağız. Çok yakında. (Bölgedeki) Diğer insanlar artık onunla ilgilensinler. ‘Halifelik’ diye adlandırdıkları şeyi yüzde 100 bitireceğiz. (DEAŞ’ın elinden) Hepsini geri alacağız.” değerlendirmesini yapmıştı.

Geçen haftaki çekilme kararına ilişkin açıklamalarında da bu ifadelerine atıfta bulunan Trump, daha önce çekileceklerini söylediğini ve bu süreci altı ay daha uzattıklarını dile getirdi. 

Trump’ın 9 ay önce Suriye’den çekilme niyetini kamuya açık bir platformda ortaya koymasına rağmen Pentagon’un bunu sürpriz olarak karşılaması dikkatlerden kaçmadı.

Pentagon’un Trump’ın kararına yönelik isimsiz yetkililer üzerinden verdiği şaşkınlık mesajları, bakanlığın Trump’ın önceki açıklamalarını dikkate almadığı veya başkanı bu konuda ikna edilebileceğini düşündüğüne işaret ediyor. 

Diğer taraftan, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ABD’nin Suriye’den çekilme kararını daha önceden bildiğini ve kararın Başkan Donald Trump ile üst düzey yetkililer arasındaki istişareler sonrasında alındığını belirtti.

Trump’ın çekilme kararını Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşme sırasında aldığı belirtilse de Pompeo’nun bu açıklaması bu kararının geçmişinin olduğunu gösteriyor. 

Bunun yanı sıra Pompeo bu açıklaması ile Pentagon tarafından alevlendirilen Trump’ın koordinasyonsuz bir şekilde karar aldığı retoriğinin de altını boşaltmış oluyor. 

Obama stratejisinin uygulayıcıları tasfiye oluyor

ABD’nin Suriye ve Irak’ta özellikle de DEAŞ ile mücadele kapsamında devlet dışı örgütlerle “yerel ortaklar” adı altında çalışma siyaseti Washington’da Obama doktrini olarak anılıyor. 

Ancak bu politikanın temeli ilk kez Mattis ve Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı H. R. McMaster tarafından Irak’ta atılmıştı. 

Mattis, Irak’ta tümen komutanı iken McMaster aynı tümende albay olarak görev yapıyordu ve 2005 yılında 5 bin 200 kişilik bir birlikle Telafer’de direnişi kırmak üzere görevlendirilen McMaster, “temizle, tut ve inşa et” stratejisi ile şehirde kontrolü sağlamıştı.

Askeri olarak Telafer’de direnişi kırdıktan sonra ise kentin tutulmasında kabile liderleri ile iş birliği yapmak ve şehirde güvenliğin sağlanmasında kabile gönüllülerinden yardım almak stratejinin ikinci ayağını oluştuyordu.

Daha sonra ise Telafer’in ekonomik olarak kalkınması konusunda yardım politikaları öne çıkarıldı. 

Bu strateji George W. Bush döneminden sonra, Obama tarafından da DEAŞ’la mücadelede Irak ve Suriye’de neredeyse birebir uygulandı.

Trump göreve geldikten sonra bu stratejinin korunmasında başta Mattis ve McMaster olmak üzere yine Obama dönemi komutanlarından Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Joseph Votel ve Obama’nın atadığı DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk tarafından desteklenip icra edildi. 

McMaster, mart ayında görevinden ayrılmıştı. Mattis’in ardından zaten şubat ayında görev süresi sona erecek McGurk de istifa etti. Votel’in ise görev süresi ileriki aylarda bitiyor. 

Trump, ayrıca gelecek yıl ekim ayında görev süresi tamamlanacak Genelkurmay Başkanı Dunford’un yerine Mattis’in desteklediği Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral David Goldfein’in yerine Orgeneral Mark Milley’i aday gösterdi. 

Önümüzdeki dönemde Trump’ın bu pozisyonlara atadığı yetkililerin nasıl bir yaklaşım benimseyecekleri meçhul ancak en azından şu aşamada özellikle de Suriye’de SDG adı altında YPG/PKK ile iş birliği yapılmasını öngören stratejinin icracılarının neredeyse tamamı yönetimin dışında kalmış oluyor. 

Türkiye’nin çekilme kararındaki rolü 

Trump’ın çekilme kararının Washington’a bomba gibi düşmesinin bir nedeni ise Trump’ın bu kararı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile koordinasyon halinde almasıydı. 

Türk makamları, Obama yönetiminin YPG/PKK’ya 2015’te ilk silah yardımı yaptığı günden bu yana Washington’a DEAŞ terör örgütüne karşı başka bir terör örgütünü kullanmanın bölgede teröre karşı kalıcı bir çözüm getirmeyeceğine vurgu yapıyordu. 

Ancak başta CENTCOM olmak üzere Amerikan askeri çevreleri bu vurguya yıllarca adeta kulak tıkadı. 

YPG/PKK’ya SDG adı altında binlerce tır askeri yardımın yanı sıra örgüte ağır silah ve taktiksel eğitim desteği veren Pentagon, bölgede YPG/PKK’nın siyasi yapılar inşa etmesine ve Arap nüfusa karşı “savaş suçuna varacak” eylemlerine ise göz yumdu. 

Türk-Amerikan diplomatları YPG/PKK’nın Münbiç ilçesinden çıkarılmasına yönelik yol haritası üzerinde çalışırken ABD’nin DEAŞ karşıtı koalisyon komutanı Korgeneral Paul Funk, örgütün elebaşları ile Münbiç’i ziyaret ederek basına ABD kuvvetlerinin ilçeden ayrılmayacağı demecini verdi. 

Münbiç yol haritası kapsamında YPG/PKK mensupları ilçeyi terketmemekle birlikte muhtemel bir Türk Silahlı Kuvvetler (TSK) operasyonuna karşı ilçede hendekler kazmaya başladı. 

Türkiye’nin YPG/PKK’ya ait mevzileri top ateşine tutması üzerine ise Pentagon, Türkiye sınırına gözlem noktalarını kuracaklarını duyurdu.

Gözlem noktaları, Türkiye’ye yönelebilecek bir tehditi Türkiye’ye bildirmek üzere kurulan noktalar olarak lanse edilse de Mattis’in YPG/PKK unsurlarının Deyrizor’da mevzilerini terketmemesini sağlamak üzere bu gözlem noktalarının Türkiye ile örgüt arasında bir tampon olacağını ima eden değerlendirmesi ABD’nin niyetini ortaya koyuyordu. 

Tüm bu yaşananların ışığında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat’ın doğusuna yönelik operasyonu birkaç gün içinde başlatacağını ifade etmesi ABD’de kaygılara neden oldu. 

Pentagon ilk başta, Erdoğan’ın bu açıklamalarına karşılık Suriye’nin kuzeydoğusuna yapılacak herhangi bir operasyonu “kabul edilemez” olarak niteledi ancak sonraki hafta ise Pentagon’un konuyla ilgili açıklamalarında ton değişikliği dikkat çekti.

AA muhabirine konuşan Pentagon Sözcüsü Albay Manning, bir önceki hafta yaptığı açıklamanın, o günün şartlarına göre olduğunu ama sahadaki şartların değiştiğini belirtti. Ancak sözcü değişen şartların detaylarına girmekten kaçındı. 

Daha sonra Erdoğan ile Trump’ın cuma günü yaptığı görüşme sırasında Erdoğan’ın Trump’a Türkiye’nin DEAŞ kalıntılarını temizleyeceğini bunun üzerine ise Trump’ın Suriye’den çekilme kararı aldığı ortaya çıktı. 

Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önemli rol oynadığı ABD’nin Suriye’den çekilme kararı Suriye’deki denklemi nasıl etkileyeceği henüz kestirilemiyor ancak bu kararının Türkiye-ABD ilişkilerini önemli ölçüde olumlu etkileyeceği değerlendiriliyor. 

ABD’nin çekilirken YPG/PKK’ya verdiği ağır silahları da toplayıp toplamayacağı ise ilerleyen süreçte yanıt bekleyen sorular arasında olduğuna dikkat çekiliyor. 

Kasım İleri

%d bloggers like this: