Siyaset ve bürokrasideki kliklere dipnot: Ekonomi bürokrasisinde gerçek değişim ne zaman? 

Ak Parti’nin onlarca iç ve dış saldırıya, kumpasa ve tehdide rağmen üst iradenin liderliğinde ülkeye kattığı değer ortada. En büyük hamleler ekonomik ve sosyal alanda yıllarca ardı ardına geldi ve ülkenin çehresi değişti. Toplum yıllarca giydirilmiş deli gömleklerinden de kurtuldu, hak ettiği standartlara da büyük ölçüde kavuştu.

2002 Kasım seçimleri ile başlayan yolculukta son birkaç yıla ise daha yakından bakmak durumundayız. Yakından, objektif ve eleştirel bir gözle bakmalıyız ki eksikler görülsün, hatalardan ders alınsın ve yeni bir şahlanma dönemi başlasın.

Gezi olayları ile başlayan, 17-25 Aralık darbe girişimiyle devam eden, FETÖ ve dış mihraklarla mücadele ile geçen ve son olarak darbenin püskürtülmesine kadar varan yüksek yoğunluklu ve uzun süren bir savaştan geçtik. Bu döneme dair en önemli tespit, bürokrasinin takındığı tavır ve Ak Parti mücadelesine verdiği zarardır.

Ak Partiyi iktidara taşıyan ve o güçte tutan en önemli unsurlardan birinin ekonomik büyüme ve kalkınma olduğu düşünüldüğünde, ekonomi bürokrasisi özel bir ilgiyi hak ediyor. Peki, bahsettiğimiz savaş sırasında ekonomi bürokrasisi nasıl bir sınav verdi?

İlk göze çarpan şey korkunun, düşmandan tepki çekmeme kaygısının, kaçak güreşmenin ve konumunu koruma çabasıyla hareket etmenin yaygınlığıdır. Bir örnek, BDDK. 17-25 Aralık süreci sonrasında BDDK yönetimi Bank Asyayı korumak için adeta seferber olmuştur. Çünkü FETÖ’den çekinen bir ruh haline bir de BDDK içindeki FETÖ çetesinin tehditleri eklenmiştir. Aynı dönemde, bir kamu bankasının yöneticileri de Bank Asyayı satın almaktan tutun da Bank Asyaya zarar vermeme adına katılım bankası kurma projesini hasır altı etmeye kadar herşeyi yapmıştır.

Bürokraside dava bilinci ve ehliyet/liyakat bir arada olmadığı sürece bu savaşın zora gireceği hep konuşuldu. Ama maalesef dava bilincini rüyasında görmemiş isimler bir de ehliyetsiz elleriyle zarar üstüne zarar verdiler. Kurumlar günden güne geriye gitti. Şahsi hesaplar ve husumetler ana gündem oldu.

Bu sürecin en can acıtıcı tarafı ise maalesef gelenlerin gidenleri aratması ya da hata rekoru kıranlara şu ya da bu sebepler tahammüle devam edilmesi oldu. Bir örnek üzerinden gidelim: Halkbank.

17-25 Aralık darbe girişiminin hedefindeki Halkbank’ta 2014 yılının başında yönetime Ali Fuat Taşkesenlioğlu getirildi. O dönemde yazmış ve uyarmıştım. Tüm kariyeri Bank Asya’da geçmiş bir isim olan Taşkesenlioğlu, ekibini de kendisi gibi tepki alan isimlerden oluşturmuştu. Aradan üç sene geçti, görevden alındı. Muhtemelen ekibi de gönderilecek. Bu dönemde Halkbank her açıdan geriye gitti. Ehliyetsiz bir kadro, bankanın üç yılını çaldı.

Böyle bir görüntü üzerine ne olmasını beklersiniz? Aynı hatanın tekrarlanmamasını. Ama maalesef daha kötüsü oldu. Taşkesenlioğlu gitti, Osman Arslan geldi. Taşkesenlioğlu atandığı zaman yazmıştım, “Bence FETÖcü değil, ama atama vicdanları rahatsız etti” demiştim. Osman Arslan için aynı şeyi söyleyemeceğim gibi bu kez bu atama insanları isyan ettirdi. Son günlerde sadece Halkbank çalışanlarından onlarca mesaj aldım. Hepsi de isyan halinde.

Tek bir ümid kaldı geriye. Ak Partide üst düzey bir isim geçen gün şunu söyledi: “Esas değişime az kaldı. Kabine sonrasında esas rüzgar esecek. Şimdi ortada gördüklerinin çoğu silinecek”. İtiraz edecek halim yoktu ama pek inandırıcı bulmadığımı söyledim.

Kem alat ile kemalat olmaz. İyi ve güzel sonuca yanlış kişilerle gidilmez. 2019 seçimleri sadece Türkiyenin değil, coğrafyamızın ve ümmetin de kader seçimi olacak. Milletin güvenini sarsmanın bedelini tahmin edemeyiz. Bu risk alınmaz. Artık hatalar çuvala sığmıyor, en has destekçiler bile yüksek sesle itiraza başladı. Bizden söylemesi. Gerçek değişim ertelenmemeli.

Ömer ADIYAMAN / ANALİZ HATTI
@omradymn

DİPNOT: Son zamanlarda gerek ekonomi bürokrasisinde gerek AK Parti içerisinde, gerekse kabine içerisinde bazı isimler inceden devlet içerisinde farklı klikler oluşturma gayretine girdiği, bazı otellerin lobilerinde, bazı STK’ların gizli odalarında, bazı üst düzey kabinedeki isimlerin malikhanelerinde art arda görüşmeler ve toplantıların büyük bir hızla gerçekleştiği bilgisi mevcut. Ancak devlete şerik koşmaya kalkışan bu isimlerin/kliklerin sicilleri de bozuk. Kimisi para puldan tasmalı, kimisi FETÖ’den dosyalı kimisi ise eline, beline sahip olmadığı için başka çıkar amaçlı örgütlerden halkalı. Vatana ihanete doğru giden bu kliklerin unuttuğu şudur: Tarih, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hafızası, istihbarat ise aklıdır. Hafıza her gün dolmakta, akıl ise çalışmaktadır. Bizden uyarması!

%d bloggers like this: