Mehmet Şimşek’in istifa iddiası ve ekonomik savaş alanları!

Bir ülkeye yönelebilecek en önemli tehditlerden biri ekonomik darbe ve casusluk faaliyetidir. Yaklaşık iki yıldır analizlerimizde, ülkenin ekonomisine darbe vurma çabalarının, casusluk ve ihanete kadar varan boyutlarını deşifre ettik, anlatmaya çalıştık.


Ekonomik güvenlik kavramının ülkeler için askeri güvenlik kadar önemli olduğunu,
stratejik ürün ve sektörlerden dönemsel kriz saldırılarına değin çok geniş bir alanda kapsamlı bir strateji gerektirdiğine vurgu yaptık. Bir ülkenin üretim ve finansal kesimlerini etkilemek, ekonomik verilerine sahip olmak, birey ve firma bazında iktisadi hareketleri/varlıkları takip etmek, ekonomik dengeyi bozacak kırılganlıklar oluşturmak, var olan riskleri şiddetlendirmek, algı yönetmek ve kriz tetiklemek aşamaları o ülkeye yapılacak büyük bir saldırının da parçalarıdır. Ekonominin yönetimine dair strateji eksikliğine bir de kurumsal yetersizlikler eklenirse o ülke saldırıya açık hale gelir. Buna, ihanet ve kumpaslar da eklendiğinde bir süreç başlamış demektir.


17-25 Aralık darbe girişimlerinin ekonomik güvenlik açısından da bu şekilde okunması gerektiğini defalarca not düştük. Küresel 17-25 darbe girişiminin yolda olduğunu aylar önce yazdık, ekonomi bürokrasisindeki FETÖ iltisaklarına dikkat çektik. 

Ekonomik istihbaratın algı ve psikolojik harp sanatından geçtiğine dikkat çekerek Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in istifa ettiği ve/ya engellendiği haberlerini yayanların kime ve neye hizmet ettiğini görmemek safdillik olur. Bu konu geniş kapsamlı olup başka bir analiz konusu. 

Gelelim günümüzün savaşına: İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Yüzyıllar ötesinden bugüne ve yarına bir uyarıda bulunalım. Peki biz devleti nasıl yaşatacağız? Sorunun cevabı gayet basit:  Maddi ve manevi ihtiyaçları doğru ve fayda temelli olarak karşılayarak. Yani devlet güçlü olacak ki vatandaş da güçlü olsun. 

21. Yüzyılda devletlerin de gerçek anlamda hayatlarını sürdürmeleri  ekonomik bağımsızlıklarını korumalarına bağlı olacaktır. Bu  dönemin savaşları da başlamıştır. Artık her gün ekonomik savaşlar yaşanır hale gelmiştir. Bu savaşın şarapnelleri, somut olarak görünen değil görünmeyen derin yaralar açmaktadır. Geçmiş yakın zamanda “yaptırım” adı altında yürütülen ekonomik savaşlar, bugün açıktan harbe dönüşmüştür. Bu savaşın yansımaları Türkiye’de de kendisini göstermektedir. 

Günümüzde gittikçe şiddetlenen hayatta kalma mücadelesi yani örtülü ekonomik savaş, silahlı savaşların da önüne geçmiştir. Bugün cereyan eden silahlı mücadele alanları, ekonomik savaş alanlarının yanında hiç seviyesindedir. Son günlerde dünya ekseninde ekonomik balistik füzelerin açtığı yıkımları haberlerden izleyeceğiz. Bu füzeler bizi etkilemeyecek diye düşünmek saflık değil ihanet olur. Acil savunma tedbirleri alınmalı ve bu da yürütmenin öncelikli görevidir. 

Birkaç soru ile ilerleyelim: Uzun zamandır dikkat çektiğimiz  ekonomi bürokrasisi bu savaşa hazır mıdır? Gerçekçi bir şekilde evet diyebilir miyiz? Hayır. Çözüm ne olmalıdır? 

Tarihin devletlerin hafızası olduğu jargonundan yola çıkarak Nüzamü’l Mülk’ün, siyasetnamesinde değişmeyen gerçeğini paylaşalım: Nüzamü’l Mülk, Siyasetnamesinde değişmeyen gerçeği şöyle hatırlatıyor ve şunları söylüyor: “Meçhullere, asil olmayanlara, faziletsiz memuriyet verdikleri; tanınmışları, faziletleri ve asilleri işsiz-güçsüzlüğe ve mahvolmaya terk ettikleri veya birine 5-6 meşguliyet buyurdukları, işin ehli birine iş bile buyurmadıkları her zaman, bilgisizliğe ve yetersizliğe delalet eder. Eğer vezir, kifayetli ve alim olursa; alameti mülk ve devletin zevalini, padişahın işlerinin  fesada uğramasını istememesidir.” 

Yakın gelecekte artık patlak veren ekonomik savaştan en az kayıpla çıkabilmenin yolu, bu sahadaki kuvvetlerin donanımlı ve şuurlu olmasından geçmektedir. Gün, bu gerçeği bilen ve samimi olan yürekli ekonomi savaşçılarının mücadele zamanıdır. Unutulmamalıdır ki; “Dostun düşmanlarından sakınırsan doğrudur. Dostunun dostları ile dostluk iyidir.” Şu iki gruptan da emin olunamayacağını biz hatırlatalım: Düşmanın dostlarından, dostunun düşmanlarından.  

Ömer ADIYAMAN / ANALİZ HATTI
@omradymn

%d bloggers like this: