Mart ayı Irak güvenlik raporu

Irak’ta önceki yıllar ile kıyaslandığında meydana gelen terör olaylarında azalma ve olumlu yönde bir iyileşme gözlenmesine rağmen devam eden siyasi gelişmeler ve düşük ölçekli terör olaylarından dolayı Irak genelindeki güvenlik durumu kırılgan bir yapı göstermek ile beraber istikrarsızlığını muhafaza etmektedir.

Irak genelinde terör eylemlerinde bir azalma görülmeye devam etmesine rağmen Musul’un içinde bulunduğu, Nineva, Anbar, Salaha il-din, Diyala ve Kerkük gibi vilayetlerin özellikle kırsal alanlarında düşük derecede terör olayları görülmeye devam etmiştir.  Irak Güvenlik güçlerinin bu bölgelerde DEAŞ terör örgütünün kalan hücrelerini hedef alan geniş kapsamlı operasyonlarına aralıksız devam etmektedir. Buna rağmen,DEAŞ terör örgütünün son zamanlarda daha önce Irak güvenlik güçlerince terörden temizlenen bölgelerde ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKYB) ile tartışmalı durumda olan alanlarda özellikle Salah il-din’in kuzey, Nineva’nın güney ve batı, Kerkük’ün güney-güneybatı, Anbar’ın batı ve Diyala’nın kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde, sivillere ve güvenlik güçlerine karşı, adam kaçırma, silahlı/bombalı saldırı ve suikast gibi düşük seviyeli asimetrik eylemlerine devam ettiği ve bir önceki döneme göre nispeten bir azalma olduğu gözlemlenmiştir. Buna ek olarak, Suriye’de devam eden operasyonlar karşısında yenilgiye uğrayan ve sınırdan Irak’a sızan DEAŞ terör örgütünün, ülkenin batı ve kuzeyinde kırsal alanlara yerleştiği, orta vadede gerçekleştirme olasılığı olan terör eylemleri ile kırılgan bir yapı sergileyen Irak’ın güvenliğini istikrarsızlaştırabileceği değerlendirilmektedir.  

Dönem içinde, Basra ve güney bölgelerinde istihdam, yetersiz kamu hizmetleri ve yolsuzlukların sona ermesi ile ilgili protesto eylemleri ile beraber siyasi ve aşiretler arası gerilimin devam ettiği gözlemlenmiştir. Ancak gösteriler çoğunlukla küçük ölçekli olup, yol kapama ve lastik yakma olayları dışında kayda değer büyük olaylar yaşanmamıştır.  Ancak siyasi gerginlikler ve anlaşmazlıklar devam ettiği sürece, kısa vadede Basra ve diğer güney vilayetlerinde şiddete dönüşme riski olan protesto eylemleri beklenebilir. Aynı zamanda, Irak’ın güneyinde özellikle Basra eyaletinde işsizlik, yoksulluk, yetersiz kamu hizmetleri ve yolsuzluklardan dolayı bölgesel istikrarı tehdit eden protestolar arttıkça, orta vadede bölgede özerklik talepleri gündeme gelmesi de muhtemeldir. Ek olarak, Irak’ın güney bölgelerinde güvenlik durumunun daha istikrarlı bir düzeyde ve sakin olduğu görülmekle beraber, aşiretler arası gerginliklerden kaynaklanan silahlı çatışma olaylarının Basra ve güney bölgelerinde görülmeye devam edeceği tahmin edilmektedir.  

Bağdat merkezde meydana gelen terör olaylarında önceki yıllar ile kıyaslandığında, azalma gözlenmekte olup güvenlik durumunda olumlu yönde bir iyileşme göze çarpmaktadır. Bağdat’ta nispeten olaysız bir dönem geçirmiştir. Dönem boyunca, Bağdat’ta düşük düzeyde gösteriler, şiddet yada suç olayları görülürken kayda değer bir terör olay yaşanmamıştır.  Uzun yıllardır sivil halka kapalı olan Yeşil Bölgenin (Green Zone) bir kısmının tekrar trafiğe açılması ve başkentin merkezinde bazı bölgelerde ve caddelerde kontrol noktalarının ve beton duvarların kaldırılması Bağdat’tın güvenlik durumundaki olumlu gelişmenin önemli bir göstergesi olduğu değerlendirilmektedir. 

Ek olarak, Irak güvenlik güçlerinin başkent Bağdat’ta İmam Kadhim’in ölüm yılı anmaları kapsamında Şii hacıların güvenliğini sağlamak için sıkı güvenlik önlemleri aldığı ve bazı yolların kısmen trafiğe kapatıldığı gözlemlenmiştir. Alınan sıkı güvenlik önlemleri ve önleyici operasyonlar sayesinde İmam Kadhim anma törenleri güvenli bir ortamda gerçekleştirilmiş, kayda değer herhangi bir olay rapor edilmemiştir. 

Ayrıca, dönem içinde Irak İçişleri Bakanlığı Yeni Zelanda’daki camilere yapılan saldırının intikamı olarak, DEAŞ terör örgütünün özellikle Bağdat’taki Saidat al-Najat Kilisesini ve diğer kiliseleri hedef alan muhtemel terör saldırısı gerçekleştirebileceği konusunda güvenlik güçlerine uyarıda bulundu. Bu kapsamda, Irak güvenlik güçlerinin Bağdat’ta bulunan kiliselerde güvenlik önlemlerini arttırdığı görülürken, herhangi bir terör olayı yaşanmamıştır. 

POLİTİK

Mart ayı içinde politik konularda kayda değer bir değişiklik görülmemiştir.  Irak Başbakanı Adil Abdul Mehdi, yeni kabinede görev alacak kilit öneme sahip Savunma ve İçişleri bakanlığı için diğer koalisyon partileri ile görüşmelerine devam etmiş, dönem sonu itibariyle siyasi taraflara arasında ilgili bakanlıklar konusunda herhangi bir uzlaşma sağlanamamıştır. Kilit önemdeki Savunma ve İçişleri bakanlıkları üzerinde siyasi tarafların anlaşmaya varamaması ve hali hazırda seçilememiş olması ilerleyen dönemlerde ülke siyasetinde gerginliğe ve istikrarsızlığa neden olabileceği aynı zamanda Başbakan Adil Abdul Mehdi için politik olarak zarar verici olabileceği tahmin edilmektedir. 

Irak Cumhurbaşkanı birinci ve ikinci yardımcıları pozisyonları, aylarca süren siyasi anlaşmazlıklar sonrasında doldurulacağı, bu kapsamda dönem içinde Iraklı Şii  ve Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nouri El Maliki cumhurbaşkanı birinci yardımcısı,  eski meclis başkanı Salim El-Jabouri cumhurbaşkanı ikinci yardımcısı  olarak göreve başlayacağı rapor edildi. 

Musul kentinde 21 Mart’ta Newruz kutlamaları esnasında 100’den fazla kişinin ölümüne neden olan feribot faciasının ardından, Irak Başbakanı ülke genelinde üç günlük yas ilan etti. Olay yerinde incelemelerde bulunmak üzere kente gelen Cumhurbaşkanı Berhem Salih’in konvoyu öfkeli vatandaşlar tarafından kuşatılırken, Musul Valisi Nawfal Akoub’ın da makam arabasının taşlandığı görüldü. Facianın ardından Irak parlamentosu, Nineveh Eyaleti valisi Nawfal Akoub ve iki yardımcısını görevden aldı ve 28 Mart’ta Irak mahkemesi, Nineveh eyaleti eski valisi Nawfal Al-Akoub için yolsuzluk iddiaları nedeniyle tutuklama emri ve seyahat yasağı çıkardı. 

Ayrıca, ABD Dışişleri Bakanlığı, hem Irak hem de Suriye’de faaliyet gösteren İran destekli Şii milis gücü ve aynı zamanda Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi)’nin bir üyesi olan Harakat Al Nujaba’nın (HAN) lideri Akram ‘Abbas al Kaabi’yi Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Teröristler listesine eklediğini açıkladı.  Bu gelişmelerin ardından,  özellikle İran destekli Haşdi Şabi üyesi grupların Amerikan karşıtı söylem ve tehditlerinin ardından Amerikan karşıtı düşüncelerin artmasına ve yeniden ortaya çıkmasına yol açtığı tahmin edilmektedir.

 ABD Kongre üyesi John Garamendi başkanlığındaki bir heyet 20 Mart günü Başbakan Adil Abdul-Mehdi, Meclis başkanı Muhammed El Halbousi ve IKBY lideri Nechirvan Barzani de dahil olmak üzere üst düzey Iraklı yetkililerle bir araya geldi. Heyet yapılan görüşmelerin ardından,Irak’ta kalan ABD birliklerinin Irak hükümetinin isteği üzerine Irak güvenlik güçlerine destek verdiğini ve DEAŞ terör örgütünü tamamen ortadan kaldırmak için DEAŞ terör grubuna karşı uluslararası koalisyon mücadelesinin bir parçası olarak Irak’ta kalması gerektiğini açıkladı.

Buna ek olarak, Irak’la ticari ve siyasi ilişkileri geliştirmek aynı zamanda bazı konularda işbirliği ve koordinasyon sağlamak amacı ile bazı ülkelerin liderler seviyesinde Irak’a ziyaretler gerçekleştirdiği görülmüştür. Bu kapsamda, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas 03 Mart’ta resmi bir ziyaret için Bağdat’a geldi. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas yaptığı açıklamada, Irak Başbakanı Adil Abdul-Mehdi’ye Filistin’deki gelişmeler ve Kudüs’teki ihlaller hakkında bilgi verdiğini açıkladı. 11 Mart’ta İran Cumhurbaşkanı Rouhani 3 günlük resmi bir ziyaret kapsamında Irak’a ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi. Ziyaretinin son gününde, İran Cumhurbaşkanı Rouhani, Irak’ın önde gelen Şii din adamı Büyük Ayetullah Ali El Sistani ile Necef kentinde bir görüşme gerçekleştirdi. Ayrıca, Suudi Arabistan Ticaret ve Yatırım Bakanı başkanlığında bir heyet iki ülke arasında ticaret ve işbirliğini geliştirmek için 15 Mart’ta Bağdat’a bir ziyaret gerçekleştirdi. 

Dönem içinde, Türkiye’nin Irak Büyükelçisi Fatih Yıldız, Türkiye’nin, terörden etkilenen bölgelerdeki altyapının yeniden inşası için halihazırda 5 milyar ABD doları taahhüt ettiğini belirterek, Irak’ın yeniden yapılanma çabalarında ve terör ile mücadeledesin de Türkiye’nin önemli bir rol oynama niyetini yineledi. Ayrıca, Büyükelçi Yıldız, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerinden sonra Irak’ı ziyaret edeceğini belirtti.

2. TEHDİT DEĞERLENDİRMESİ

3. ÜLKE GENELİNEDE GÜVENLİK DURUMU

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi  (Duhok, Erbil, Süleymaniye)

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKYB)’nin kontrolündeki bölgelerin genel güvenlik durumunda önemli bir değişiklik olmamış, istikrarlı bir düzeyde ve sakin olduğu görülmüş,  kayda değer bir terör olayı yaşanmamıştır.  Dönem içinde, bölgesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin PKK terör örgütüne karşı sınır ötesi hava operasyonları ve IKYB’nin güvenlik güçlerinin DEAŞ terör örgütü hücrelerine karşı operasyonları gözlemlenmiştir. Ayrıca, Süleymaniye vilayetinin bazı bölgelerinde Asayiş güvenlik güçlerinin DEAŞ terör örgütü hücrelerine ve PKK terör örgütünün bir uzantısı olan Kürdistan Özgür Toplum Partisi’ne (Tevgeri Azadi) karşı operasyonlarına devam ettiği gözlemlenmiştir.  

IKBY’de hükümet kurma çalışmaları kapsamında ve siyasi anlaşmazlıkları çözmek için 03 Mart’ta Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Masoud Barzani ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) genel başkanı Kusrat Rasul,  Erbil’de bir araya geldi. Toplantının ardından KDP ve KYB’nin IKBY’de yeni hükümetin kurulmasını hızlandırmak için resmi bir siyasi anlaşma imzaladığı açıklandı. 

  • IKBY kontrolündeki Kuzey Irak bölgesindeki PKK terör örgütüne karşı Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyonlarının kapsamlı bir şekilde devam ettiği görülmüştür. Türk Hava Kuvvetlerine ait savaş uçakları Duhok, Avaşin-Basyan, Metina, Kandil, Gara, Hakruk ve Zap gibi bölgelerde bulunan PKK terör örgütü hedeflerine karşı hava saldırıları düzenlemeye devam ettiği ve birçok teröristin etkisiz hale getirildiği rapor edilmiştir. Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetleri ve istihbarat birimleri, 21 Mart’ta Kandil Dağı bölgesinde düzenlediği ortak bir operasyonda PKK terör örgütün sözde lider kadrosunda olan 4 teröristi etkisiz hale getirdi. 
  • Aynı zamanda,  Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB) bağlı güvenlik güçlerinin 13 Mart’ta Süleymaniye’de PKK terör örgütünün bir uzantısı olan Kürdistan Özgür Toplum Partisi’ne (Tevgeri Azadi) ait bir ofise düzenlediği operasyon ile parti binasının kapatıldığı bildirildi.   
  • Erbil’de 03 Mart’ta bir Peşmerge evinin dışında kimliği belirsiz kişilerin düzenlediği silahlı saldırıda  hayatını kaybetti. 
  • Süleymaniye’de kimliği belirsiz maskeli ve silahlı bir grubun 12 Mart’ta hastane çalışanlarının maaşlarını taşıyan araca düzenledikleri saldırıda yaklaşık 1 milyar Irak dinarını çaldı. Ancak, olayın ardından KYB’ye bağlı Asayiş güçlerinin düzenlediği bir operasyon ile 13 Mart’ta silahlı grubun tutuklandığı ve paraların tekrar ele geçirildiği açıklandı.
  • IKBY hükümeti, silahlı şiddet olaylarını ve yüksek suç oranlarını kontrol etmek amacıyla, 10 Mart’ta silah sahiplerine silahlarını kaydetmeleri ve ağır silahlarını teslim etmeleri için altı ay süre verdiğini duyurdu. Bu kapsamda, vatandaşların tüm tabanca ve tüfeklerini güvenlik merkezlerine kaydettirmeleri gerekiyor.  Son kayıt tarihinden sonra, kayıtsız veya yasadışı silahlara sahip olan şahıslar hakkında yasal işlem yapılacağı açıklandı.
  • Bunlara ek olar, Anadolu Jet’in haftanın 3 günü düzenleyeceği Diyarbakır ve Gaziantep’ten Erbil’e tarifeli uçuşları 22 Mart’ta başladı.

Türkiye’nin bölgedeki PKK terör örgütünü hedef alan askeri operasyonlarını hızlandırması ile Türkiye karşıtı gösterilerin ve propagandaların yapılacağı bu kapsamda operasyon bölgelerinde pek çok köyün boşaltıldığına ve Türkiye’nin sivil kayıplara neden olduğuna dair terör örgütünün karalama kampanyaları yapabileceği değerlendirilmektedir. Bölgede Türk Silahlı Kuvvetlerinin PKK terör örgütünü hedef alan operasyonları nedeniyle, PKK terör örgütünün Türk vatandaşlarına ve ticari faaliyetlerine karşı terörist eylemlerde yada Türkiye karşıtı provokasyonlarda bulunmaya devam edeceği bu nedenle Türk vatandaşlarına karşı bölgede risk oluşturacağı tahmin edilmektedir.  

IKYB ve Irak Merkezi Hükümeti, arasında terör ile mücadelede koordinasyonu artırmak ve tartışmalı bölgelerde güvenlik sağlamak için ortak, üst düzey bir askeri komite oluşturmak üzere görüşmelere devam ettiği tahmin edilmektedir. Aynı zamanda bu görüşmelerin olumlu sonuçlanmasının ardından Salah al-Din, Kerkük, Diyala ve Musul gibi vilayetlerdeki tartışmalı bölgelerde terörist faaliyetlere son vermek için Peşmerge ve Irak Güvenlik Güçlerinden meydana gelecek bir ortak operasyon gücü oluşturulabileceği değerlendirilmektedir. 

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) liderlerinin bir araya gelmesi ile IKBY’de hükümet kurma çalışmalarının hızlandırılacağı ve iki parti arasındaki siyasi anlaşmazlıkların kısmen de olsa azalacağı ve bölge siyasetinde birlikte hareket edecekleri tahmin edilmektedir.   

Kuzey Bölgesi (Nineva, Kerkük, Salah al-Din, Diyala)

Dönem içinde Kuzey bölgesinin genel durumunda önemli bir değişiklik görülmemiş olup,  Nineva, Salah al-Din, Diyala ve Kerkük’ün güneybatısında DEAŞ terör örgütü hücrelerinin özellikle kırsal alanlarda güvenlik güçlerini ve sivilleri hedef alan nispeten düşük seviyeli terör eylemleri görülmeye devam etmiştir.  Meydana gelen terör olaylarında bir önceki dönme göre bir miktar azalma gözlemlenmiştir. Bununla beraber, Irak Güvenlik güçlerinin kırsal alanlarda ve şehir merkezlerinde DEAŞ terör örgütünün kalan hücrelerine karşı geniş kapsamlı operasyonlarına devam etmiştir. Dönem içinde, Kuzey bölgelerinde özellikle Nineva eyaletinde, güvenlik güçlerinin bir dizi başarılı önleyici operasyonu sonucunda terör örgütü üyeleri ve sözde liderlerinin tutuklandığı kaydedildi.

  • Nineva vilayetinin güvenlik durumunda olumlu yönde bir gelişme görülmesine rağmen Musul’un güneyinde ve batısında özellikle kırsal alanlarda dönem içerisinde DEAŞ terör örgütünün düşük seviyeli vur-kaç türü saldırılar düzenlediği görülmüştür. Buna karşılık, dönem içinde Haşdi Şabi ve Irak Ordusunun DEAŞ terör örgütü hücrelerine karşı geniş çaplı arama ve önleyici operasyonlar düzenlediği rapor edilmiştir. DEAŞ terör örgütünün kalan hücrelerinin faaliyetlerinin genellikle Sinjar bölgesi de dahil olmak üzere Musul’un batısındaki bölgeler, Tal Afar’ın güneyindeki kırsal alanlarda Qayyarah ilçesi çevresinde yoğunlaştı ve güvenlik güçlerini hedef alan silahlı saldırıları ve el yapımı patlayıcı (IED) ile saldırlar gerçekleştirdiği gözlemlenmiştir.  
  • DEAŞ terör örgütü, Suriye’de elinde tutuğu son yerleri de kaybetmesi ile beraber, Irak’ta özellikle kuzey bölgelerinde, misilleme saldırılar gerçekleştirme planlarını devreye soktukları tahmin edilmektedir. Bu kapsamda meydana gelen kayda değer olaylar olarak; Musul’dan Tuz Khurmatu’ya dönen  Türkmenlerden oluşan Haşdi Şaabi güçlerini hedef alan Makhmour yakınlarında Baqarka bölgesinde  DEAŞ terör örgütünün  06 Mart’ta düzenlediği saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti, 31 kişi yaralandı.  Musul şehir merkezinde Muthanna bölgesinde 08 Mart’ta bomba yüklü bir araçla düzenlenen intihar saldırısında, 2 kişi hayatını kaybetti en az 10 kişi yaralandı. 14 Mart’ta Qayyarah ilçesinde DEAŞ terör örgütünün Sünni Haşdi Şabi üyelerini hedef alan silahlı saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.
  • Ayrıca, Musul kentinde Dicle Nehri üzerinde 21 Mart’ta Newruz kutlamaları esnasında kapasitesinden fazla yolcu alındığı için bir feribottun batması nedeniyle çoğunluğu çocuk ve kadınların oluşturduğu en az 100 kişi hayatını kaybetti. Felaketin ardından, Irak Başbakanı ülke genelinde üç günlük yas ilan etti.
  • Suriye’den  Irak’a sızan PKK terör örgütü üyeleri özellikle Sinjar ve kırsal alanında toplandığı, orta ve uzun vadede bölgede gerçekleştirebileceği tahmin edilen terör eylemleri ile kırılgan bir yapı sergileyen bölge güvenliğini istikrarlaştıracağı değerlendirilmekte.  18 Mart’ta Irak’ın kuzeybatısında Sinjar’ın Sinun bölgesinde bir kontrol noktasında PKK’lı grubun geçişine izin verilmemesi üzerine Irak güvenlik güçleri ile PKK  terör örgütü militanları arasında çıkan çatışmada 2 asker hayatını kaybetti, en az 10 asker yaralandı. Sinjar’ın Sinun bölgesinde 18 Mart’ta meydana gelen çatışmanın ardından Irak ordusu ve PKK terör örgütü ile bağlantılı Yezidi milis grubu arasında 19 Mart’ta bir kez daha çatışma çıktı.  Irak ordusu Musul’dan Sinjar’ın Bab Shilo köyü bölgesine takviye birlikler sevk etti ve PKK terör örgütüne bağlı gruplardan YBS  (Sinjar Direniş Birimleri) Irak’ta bulunan üslerini tahliye etmelerini ve Irak ordusuna teslim etmelerini istedi. Ayrıca Irak Güvenlik güçleri, 20 Mart’ta PKK terör örgütüne bağlı olan Sinjar Direniş Birimleri (YBS) ‘ne saldırılardan sorumlu olduğu tahmin edilen 4 kişinin güvenlik güçlerine teslim etmeleri için süre verdiler aksi takdirde güvenlik güçlerinin operasyon düzenleyeceğini açıkladı. PKK’nın bu 4 kişiyi Kandil Bölgesine kaçırdığı tahmin edilmektedir. Bölgede meydana gelen gelişmelerin ardından, Irak ordusu Suriye ile sınır geçişini kontrol etmek için Sinjar’ın Snune bölgesine büyük bir askeri takviye gönderdiği rapor edildi. Dönem sonu itibariyle, Irak Güvenlik güçleri Sinjar’daki durumun kontrol altında olduğunu açıklandı.
  • Ayrıca, bazı açık kaynaklarda göre Suriye’de DEAŞ terör örgütünün yenilgiye uğramasından sonra, sınır bölgesinden Irak’a sızan DEAŞ terör örgütü hücrelerinin, kırsal alanlarda özellikle Sinjar bölgesinde toplandığı, uzun vadede bölge için risk oluşturabilecekleri tahmin edilmektedir.
  • Bölgede görev yapan Peşmerge komutanları ve bazı yerel görgü tanıklarına dayandırılan bilgilere göre, Musul’un güneydoğusunda Makhmour kasabası yakınlarındaki Qarachokh Dağı bölgesinde DEAŞ terör örgütüne bağlı grupların yeniden toparlanmakta olduğu ve daha büyük eylemler için hazırlık yaptıkları tahmin edilmektedir. 
  • Bununla beraber, Irak Güvenlik güçleri ve Halk Seferberlik güçleri (Haşdi Şabi) özellikle Nineva vilayetinin güney bölgelerinde DEAŞ terör hücrelerini hedef alan hava destekli operasyonlarına devam etmektedir. Musul’un doğu ve batısında, Irak Güvenlik güçlerinin DEAŞ terör örgütü üyelerine ve şüphelilerine karşı yürüttüğü son operasyonlar ve tutuklamalar nedeniyle güvenlik durumu nispeten istikrarlı bir görüntü verdiği değerlendirilmektedir. 
  • Kerkük vilayeti kuzey bölgesi içinde terör olaylarının en sık görüldüğü vilayetlerden biri olmaya devam etmiştir. Ancak, Kerkük merkezde kayda değer bir terör olayı görülmemiş olup, güvenlik güçlerini ve sivilleri hedef alan düşük seviyeli terör saldırıları özellikle Kerkük’ün güneydoğusundaki Havja’nın (Hawijah) güney bölgelerinde görülmüştür. DEAŞ terör örgütünün saldırıları özellikle Irak güvenlik güçleri kontrol noktalarını hedef alan vur-kaç şeklinde olurken, düşük derecede El Yapımı Patlayıcılar (IED), havan ve silahlı saldırıları da görülmeye devam etmiştir. Ayrıca, dönem içinde Irak güvenlik güçlerinin Kerkük’ün Hawja ve Al-Rashad bölgeleri kırsal alanlarında DEAŞ hücrelerine karşı güvenlik operasyonlarını aralıksız sürdürdüğü gözlemlenmiştir.  
  • Bu kapsamda, 13 Mart’ta Kerkük’ün güneyinde al-Rashad bölgesindeki  bir grup DEAŞ terör üyesinin toplanması üzerine ABD öncülüğündeki koalisyon savaş uçakları tarafından gerçekleştirilen hava saldırısında 2 DEAŞ’lı terörist öldürüldü. Hawija yakınlarındaki Wadi Khanajir köyüne DEAŞ terör örgütünün bir saldırı düzenlemesinden sonra, ABD liderliğindeki Koalisyona ait savaş uçakları, 15 Mart’ta Hawija’nın kırsal alanında düzenlediği yoğun hava saldırısında en az 9 teröristin öldürüldüğü bildirildi. 20 Mart’ta Irak Güvenlik güçleri, Kerkük vilayetinde DEAŞ terör örgütü hücrelerini hedef alan bir dizi güvenlik operasyonunda 6 DEAŞ üyesini tutukladı.
  • Kerkük’ün özellikle güney bölgelerinde etkiliğini sürdürmeye çalışan DEAŞ hücrelerinin, sivilleri ve güvenlik güçlerini hedef alan nispeten düşük seviyeli saldırıları görülmektedir.  Dönem içinde kayda değer terör olayları olarak;  02 Mart: Kerkük’ün batısında Hawija bölgesi yakınlarında federal polis gücü aracını hedef alan bombalı saldırıda 1 polis hayatını kaybetti. 14 Mart’ta Daquq bölgesindeki Tal Basal köyü yakınlarında yol kenarına döşenmiş el yapımı bomba (IED) ile yapılan saldırıda 2  polis yaralandı. DEAŞ terör örgütünün 19 Mart ‘ta Hawija’nın  El-Zab bölgesi kırsal alanlarında yer mantarı toplayan 3 sivil öldürdüğü rapor edildi. Ayrıca, Hawija bölgesinde El-Helwat köyü yakınlarında DEAŞ terör örgütünün Haşdi Şabi güçlerini hedef alan saldırında 3 Haşdi Şabi üyesinin hayatını kaybetti, 1 kişinin yaralandığı bildirildi.30 Mart’ta Daquq bölgesi yakınlarındaki Sheikh Mahmoud köyüne DEAŞ militanlarının düzenlediği silahlı saldırıda 1 sivil hayatını kaybetti.
  • Buna ek olarak, Kerkük şehir merkezinde dönem içinde görülen düşük seviyeli silahlı ve bombalı saldırı olaylarının terörist eylemlerden ziyade büyük olasılıkla siyasi gerilimlerden veya yerel ve kişisel anlaşmazlıklarla ilgili olduğu değerlendirilmektedir.
  • Salah il-Din vilayetinde güvenlik durumunda kısmen bir iyileşme görülmekle beraber, DEAŞ terör örgütünün sivilleri ve Irak güvenlik güçlerini hedef alan nispeten düşük düzeyli el yapımı bombalı (IED) ve silahlı saldırıları gözlemlenmiştir. DEAŞ terör örgütünün faaliyetlerinin çoğunlukla vilayetin kuzey bölgesinde bulunan Beiji, Tikrit, El-Sharqat (Şirkat) civarında ya da Diyala ili sınırında Hamrin Dağlık bölgesinde meydana gelmiştir.  Ayrıca, Irak Güvenlik güçlerinin bu bölgelerin kırsal alanlarda ve şehir merkezlerinde DEAŞ terör örgütünün kalan hücrelerine karşı hava destekli geniş kapsamlı operasyonlarına devam etmiş, güvenlik güçlerinin operasyonlarının Baji’nin kuzeyinde ve Diyala ile sınır olan doğu bölgelerinde yoğunlaştı görülmüştür. Bu kapsama, Irak güvenlik güçleri, Samarra’nın kuzeydoğusundaki El Koush ve El Aura bölgelerinde 06 Mart’ta DEAŞ terör hücrelerini ve sığınaklarını hedef alan hava saldırıları düzenlediği bildirildi.
  • Bununla beraber,  Salah il-din’de 10 Mart’ta, İmam El-Hadi’nin anısına Şii hacılarının El-Askari Camii’ni ziyaret etmesinden önce Haşdi Şabi güçleri Samara şehri civarında geniş kapsamlı bir önleyici güvenlik operasyonu gerçekleştirdi. Şii hacıların İmam El-Hadi’nin anılmaları kapsamında El- Askari camii ziyaretleri olaysız ve güvenli bir ortamda gerçekleşmiş kayda değer bir olay rapor edilmemiştir. 
  • Salah il-Din vilayetinde dönem içinde kaydedilen kayda değer en önemli olaylar; 06 Mart: Salah il-din vilayeti Tuz Khurmatu’da  kimliği belirsiz silahlı kişilerin düzenlediği saldırıda bir polis memuru hayatını kaybetti. 10 Mart’ta Baiji yakınlarında tuzaklanmış bir bombayı etkisiz hale getirmeye çalışan 1 Haşdi Şabi bomba uzmanı hayatını kaybetti, 6 kişi yaralandı. Salah il-din ilindeki Alaas petrol sahasına DEAŞ terör örgütünün 25 Mart’ta silahlı saldırı düzenlediği, güvenlik güçlerinin saldırıyı engellediği ve çıkan çatışmada bazı teröristlerin öldürüldü veya yaralandığı açıklandı. Salah il-Din vilayeti Tal al-Zahab köyünde 30 Mart’ta güvenlik güçlerinin düzenlediği arama tarama faaliyeti esnasında DEAŞ terör örgütü hücrelerinin düzenlediği saldırıda 2 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.
  • Diyala vilayetinde, güvenlik durumunda kayda değer önemli bir değişiklik olmamıştır. Dönem içinde düşük ölçekli DEAŞ terör eylemlerinin yanı sıra mezhep gerginliklerinin ve yerel uyuşmazlıkların neden olduğu tahmin edilen olaylarda rapor edilmiştir. DEAŞ terör örgütünün yerel hücrelerinin eylemlerinin çoğunlukla Jalawla, Khanaqin  Diyala Nehiri Vadisi boyunca ve Hamrin Dağı bölgelerinde daha yüksek olduğu değerlendirilmektedir. Diğer yandan, dönem içinde Baquba’ın kuzeyindeki tartışmalı bölgelerden biri olan özellikle Khanaqin bölgesinde ve Hemrin Gölü kırsalında güvenlik durumunun kötüleşmeye devam ettiği gözlemlenmiştir.
  • Güvenlik durumunda nispeten bir bozulma gözlemlenirken hava destekli Irak Güvenlik güçleri ve Halk Seferberlik gücü (Haşdi Şabi)  Diyala-Salah al-Din sınırında Hamrin dağı, Khanaqin, Jalawla, Abu Saida and Muqdadiyah bölgelerinde DEAŞ terör örgütünün hücrelerine karşı operasyonlara devam etmiştir.  Ayrıca DEAŞ terör örgütü hücrelerinin Diyal’nın Khanaqin ve Muqdadiya bölgelerinde sivilleri ve güvenlik güçlerini hedef alarak, etkinliği arttırmaya çalıştığı tahmin edilmektedir.  
  • Baquba’nın kuzeydoğusunda Waqf havzasında bulunan Haşdi Şabi Güçleri’nin, DEAŞ hücrelerine karşı dönem başlarında başlatılan operasyonda askeri birimlerin ve Peşmerge güçlerinin Haşdi Şabi ile gerekli koordineyi sağlamamsı ve operasyonun sekteye uğratılması nedeniyle bölgeden çekilme kararı almasının ardından,  Waqf havzası içinde bulunan El-Mukhisa ve  Abu Karma köylerinde DEAŞ terör örgütünün saldırlar gerçekleştirebileceği ve bölgede güvenlik boşluğu yaratabileceği tahmin edilmektedir.  
  • Bu kapsamda, 12 Mart’ta Baquba’nın kuzeydoğusunda Waqf havzasında bulunan El-Mukhisa köyünde bir grup halk, geçmişte bölgede güvenliğinin istikrarına katkı sağladığı için Haşdi Şabi’nin bölgeden çekilmesini protesto etmek için barışçıl bir gösteri düzenlediği gözlemlendi. 
  • Dönem içinde Diyala bölgesinde kayda değer terör olayları olarak; Irak güvenlik güçleri, 12 Mart’ta Khanaqin bölgesi kırsal alanında DEAŞ terör hücrelerinin düzenlediği bir saldırıyı püskürttüğü bildirildi. Diyala’nın kuzeyinde 13 Mart’ta Qara Tapa ilçesinde meydana gelen DEAŞ terör örgütünün havan saldırısında 1 Polis hayatını kaybetti, 3 kadın, 3 çocuk olmak üzere 6 kişi yaralandı. Diyala’nın doğusunda Qizlaq bölgesinde Irak güvenlik güçlerinin ve istihbarat birimlerinin 17 Mart’ta düzenlediği bir operasyonda, Baquba’da bulunan Diyala il genel merkezine saldırı hazırlığında olan, 4 DEAŞ militanı öldürüldü. 19 Mart’ta Diyala vilayeti Baqubah’ın 35 km güneyinde El Tarfaya köyünde meydana gelen bombalı saldırıda 2 çocuk hayatını kaybetti. Haşdi Şabi kuvvetleri Diyala’nın kuzeydoğusunda Makhoul  dağı bölgesinde 24 Mart’ta gerçekleştirdiği bir operasyonda terörist saldırı gerçekleştirmeyi planlayan bir DEAŞ  intihar bombacısını ölü ele geçirdi. 26 Mart’ta Baquba’nın kuzeyinde  Kara Tapah bölgesinde görevli askeri devriyeye DEAŞ terör örgütü keskin nişancısı tarafından açılan ateş sonrasında 1 asker hayatını kaybetti. 31 Mart’ta Baquba’nın kuzeyinde Muqdadiya bölgesinde kimliği belirsiz silahlı kişilerin bir dükkana düzenlediği silahlı saldırıda 1 sivil hayatını kaybetti. Aynı gün, yine Muqdadiya bölgesinde bir araca yerleştirilen yapışkan bombanın patlaması neticesinde araçta bulunan 2 kişi yaralandı.
  • Ayrıca,  Diyala’nın Khanaqin bölgesinin merkezinde ve çevresindeki alanlarda Newruz kutlamaları kapsamında Irak güvenlik güçlerinin sıkı güvenlik önlemleri aldığı gözlemlenirken, kayda değer bir olay rapor edilmemiştir.

Kuzey bölgesinde özellikle Nineva’nın güneyi, Salaha-din, Diyala ve Kerkük gibi vilayetlerde DEAŞ terör örgütünün hücrelerinin gelecek dönemde de özellikle kırsal alanlarda benzer saldırılara devam etmesi beklenmektedir. DEAŞ terör örgütü, Suriye’de elinde tutuğu son yerleri de kaybetmesi ile beraber, Irak’ta özellikle kuzey bölgelerinde, intihar saldırıları gerçekleştirme planlarını devreye sokma riskinde bir artış olabileceği değerlendirilmekte. DEAŞ terör örgütünün eylemlerinin görüldüğü, özellikle Halk Seferberlik (Haşdi Şabi) güçleri tarafından kontrol edilen bölgelerde, mezhepsel şiddet olayları meydana gelme riski beklenebilir.   Diyala’nın  Khanaqin ve Jalawla gibi kuzey bölgelerindeki görülen Etnik-mezhep gerilimler ve DEAŞ saldırılarında görülen artışın bölgede Etnik-mezhepsel tahrikler yaratmak için olduğu  değerlendirilmektedir. 

Geçtiğimiz dönemin sonunda, Musul Üniversitesi yakınında 2 kişi hayatını kaybettiği, en az 28 kişi yaralandığı bombalı araç saldırısının ardından bu dönem içinde Musul’u hedef alan ikinci bir bombalı araç saldırısı, DEAŞ terör hücrelerinin şehir içinde ve çevresindeki eylemlerini artırma niyetinde olduğu tahmin edilmektedir. 

Kerkük ve Diyala gibi özellikle tartışmalı bölgelerde DEAŞ’a karşı yürütülen operasyonlarda Irak merkezi hükümeti güçleri ile IKBY’ne bağlı Peşmerge arasındaki iletişim ve koordinasyon eksikliğinin bölgede güvenlik boşluğu yarattığı ve DEAŞ terör örgütü hücrelerinin bu boşluktan yararlanarak eylem alanını genişlettiği tahmin edilmektedir. 

IKBY’nin tartışmalı bölgelerde özellikle Kerkük’te Bağdat merkezi hükümetini zorlamak amacıyla gerginliğe neden olacak eylemlere devam etmesi durumunda bölgenin istikrarına önemli derecede zar vereceği, tartışmalı bölgelerde DEAŞ’ın eylemlerinde artışlara neden olabileceği değerlendirilmektedir. 

Aynı zamanda DEAŞ terör örgütünün özellikle Kerkük’ün Havja (Hawijah)  bölgesinde yerel yöneticilere, elektrik hatlarını hedef alan saldırılarına benzer saldırılarını diğer bölgelerde de gerçekleştirebileceği bu saldırılar ile halkı kamu hizmetlerinden mahrum etmek ve hükümete karşı eylemlere zorlamaya çalışacağı değerlendirilmektedir. Bununla beraber, terör örgütünün bu tür ve vur-kaç tipi saldırılar ile DEAŞ’ın bölgede varlığını sürdürdüğünü gösterme ve Irak Merkezi hükümetinin siviller için güvenliği sağlama kabiliyetini zayıflatma çabası olarak değerlendirilmektedir. 

Suriye’de DEAŞ terör örgütünün yenilmesi ve alan kaybetmesi, Irak içinde bulunan DEAŞ hücrelerinin etkinliğini arttırma çabasında olduğu bölgelerde misilleme saldırıları yapma riski oluşturmaktadır.  Musul’da meydana gelen bombalı araç saldırıları, Diyala ilinin kuzeyinde ve Kerkük’ün güney- güneybatı bölgelerinde artan DEAŞ faaliyetlerinin devam etmesi, terör örgütünün orta ve uzun vadede bölge güvenliğinde risk oluşturmaya devam edeceği ve bölgeyi istikrarsızlaştırabileceği değerlendirilmektedir.

  Batı Bölgesi (Al-Anbar)

Mart dönemi içinde, Anbar vilayetinin genel güvenlik durumunda önemli bir değişiklik görülmemiştir. Büyük çaplı terör olayları kaydedilmemiş olmasına rağmen batı ve kuzey batı bölgelerinde özellikle Al Qaim ve Hadithah bölgelerinde DEAŞ terör örgütünün Irak Güvenlik güçlerini ve sivilleri hedef alan düşük seviyeli vur-kaç tipi silahlı saldırılar rapor edilmiştir. 

Suriye’nin doğusunda DEAŞ terör örgütüne karşı yürütülen operasyonlar nedeniyle alan kaybeden bir çok teröristin sınırdan Anbar’ın batısında kırsal alanlara sızdığı değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, Anbar vilayetinin  Rutbah, Hit, Hadithah ve Nukhaib çevresindeki kırsal alanlarında, Irak Güvenlik Güçlerinin DEAŞ hücrelerini hedef alan operasyonlarını yoğunlaştırdığı ve birçok hava destekli operasyon gerçekleştirdi. Bu kapsamda, Irak ordusu 04 Mart’ta Anbar’ın batısında geniş çöl alanı “askeri bölge” olarak ilan etti ve halk arasında broşürler dağıtarak DEAŞ’a karşı yürütülen operasyonlar nedeniyle sivillerin bölgeye girmekten kaçınmaları ve uzak durmaları konusunda uyardı. 

Aynı zamanda, Irak Güvenlik güçlerinin kırsal alanlarda ve şehir merkezlerinde DEAŞ terör örgütünün kalan hücrelerine karşı hava destekli operasyonlara devem ettiği görülmüştür. Irak Güvenlik güçleri dönem içinde özellikle Rutbah ve Nukhaib’de gerçekleştirilen operasyonlarda, birçok DEAŞ terör örgütüne ait sığınak ve tünelin imha edildiğini bildirildi.

  • Anbar’ın doğusunda, Felluce, Ramadi ve çevre ilçelerinde güvenlik güçlerinin suç örgütlerine ve terör şüphelilerine yönelik tutuklama ve operasyonlar gerçekleştirdiği, bu bölgelerde yoğun güvenlik önlemleri ve kontrolleri uygulandığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, Anbar’ın doğusundaki Felluce ve Ramadi gibi bölgelerde nispeten sakin bir dönem gözlemlenmiş, kayda değer terör olayları rapor edilmemiştir. Meydana gelen küçük ölçekli olayların yerel anlaşmazlıklardan kaynaklandığı değerlendirilmektedir. 
  • Anbar vilayetinde kayda değer olay olarak, 09 Mart’ta Anbar’ın batısında Al-Qaim’deki bir eve Suriye tarafından atılan bir roketin düşmesinden dolayı meydana gelen patlamada 3 sivil yaralandı. 
  • Irak güvenlik güçleri 17 Mart’ta sözde üst düzey bir DEAŞ militanını Trebil sınırından Ürdün’e geçmeye çalıştığını esnada tutuklandığını bildirdi. 23 Mart’ta Ramadi’nin batısında Haditha-Baiji yolu üzerinde yer mantarları arayan sivillere DEAŞ terör örgütü üyelerinin silahlı saldırında 1 sivil hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.
  • Ek olarak, Anbar eyaletindeki güvenlik komitesi 29 Mart’ta bölgedeki güvenlik durumundaki olumlu gelişmelerden dolayı, Irak güvenlik güçlerinin bölgede uyguladığı mevcut sokağa çıkma yasağının 2 saat daha azaltılacağını açıkladı.  
  • Irak Göç Bakanlığı 24 Mart’ta yaptığı açıklamada, Amiriyat Fallujah Kampında ve Habbaniya kentinde bulunan yaklaşık 267 göçmenin Anbar’ın batısında Al-Qaim ve Sawlawiyah bulunan bölgelerine geri döndüğünü açıkladı.
  • Ayrıca, Irak ve Suudi Arabistan, iki ülke arasında ticari faaliyetleri geliştirme kapsamında yaklaşık otuz yıldır kapalı olan iki ülke arasındaki Arar sınır kapısını Ekim ayından sonra tekrar geçişlere açmayı kabul ettiği rapor edildi. 

Anbar vilayetinin sınır bölgesinde, çöl ve kırsal alanlarında DEAŞ terör örgütünün hücrelerinin gelecek dönemde de benzer saldırılara devam etmesi beklenmektedir. Terör örgütünün bu saldırılar ile bölgede varlığını sürdürdüğünü gösterme çabası içinde olacağı değerlendirilmektedir. Aynı zamanda Suriye’de DEAŞ terör örgütünün yenilmesi ve alan kaybetmesinin ardından bir çok teröristin sınırdan Anbar’ın batısında kırsal alanlara sızdığı tahmin edilmektedir. Irak’a sızan ve Irak içinde bulunan DEAŞ hücrelerinin orta ve uzun vadede Anbar’ın batısında etkinliğini arttırma çabası ile güvenlik güçlerini ve sivilleri hedef alan misilleme saldırıları gerçekleştirebileceği ve bölge güvenliğinde uzun vadede bir risk olmaya devam edeceği ve kırılgan bir yapı sergileyen güvenliği istikrarlaştırabileceği tahmin edilmektedir.  

Ayrıca birçok yerel güvenlik kaynağı, Felluce’de meydana gelen olayların büyük bir bölümünün terör ile bağlantılı olmadığı, genellikle yerel aşiret anlaşmazlıkları yada finansal sorunlar nedeniyle ortaya çıkan olaylar olarak tahmin etmektedir. İran ve Amerika arasında devam eden gerginliğin bölgede DEAŞ ile mücadele kapsamında görev yapan ABD askerleri ile İran destekli Haşdi Şabi güçleri arasında gerilime neden olduğu ve bu gerilimin önümüzdeki dönemlerde de devam edeceği tahmin edilmektedir. 

Güney Bölgesi (Basra, Babil, Kerbela, Nejef, Wasit, Maysan, Muthanna, Diwaniye, DhiQar)


Irak’ın güney bölgelerinde güvenlik durumunda kayda değer bir değişiklik olmamış, istikrarlı bir düzeyde ve sakin olduğu görülmüştür.  Ancak dönem içinde, Basra ve güney bölgelerinde istihdam, yetersiz kamu hizmetleri ve yolsuzlukların sona ermesi ile ilgili protesto eylemlerinin devam ettiği, gerçekleşen gösterilerde nispeten bir artış gözlemlenmiştir. Ancak dönem içinde gerçekleşen gösteriler genellikle küçük ölçekli olup, yol kapama ve lastik yakma olayları dışında kayda değer büyük olaylar yaşanmamıştır.  

Ayrıca, dönem içinde güney bölgelerinde aşiretler arası anlaşmazlık ya da kişisel uyuşmazlıklardan kaynaklandığı tahmin edilen küçük çaplı silahlı çatışmaların meydana geldiği ve bir takım sivil kayıplara neden olduğu gözlemlenmiştir.   

  • Basra’da güvenlik olayları açısından nispeten sakin bir dönemi gözlemlenmiştir. Ancak yaz aylarının yaklaşması ve hava sıcaklıklarının artması ile beraber protesto eylemlerinde gerilimin artmasına bir işaret olarak, dönemin başlarında, 08 Mart’ta Basra vilayet konseyi binası yakınlarında yetersiz kamu hizmetleri ve yolsuzlukların sona erdirilmesini protesto eden ve lastikler yakan göstericilerin, polise taş atması nedeniyle  güvenlik güçleri tarafından dağıtıldı ve 3 eylemci tutuklandı.
  • Basra’nın kuzeyinde Qarmat Ali bölgesinde 12 Mart’ta Albu Hamdan ve al-Batat  aşiretleri arasında çıkan çatışmada en az 3 kişi  hayatını kaybetti, 7 kişi de yaralandı. Olayın ardından güvenlik güçleri her iki aşiretten toplam 20 kişiyi gözaltına aldığı, ayrıca Basra polisinin durumu kontrol altına almak ve Basra’ya yardım etmesi için ulusal güvenlik kuvvetlerini çağırdığı bildirildi.  23 Mart’ta yine Basra’nın kuzeyinde, Al-Haritha bölgesinde iki aşiret arasında çıkan başka bir silahlı çatışmada 1 kadın ve bir çocuk yaralandı. 
  • Dönem içinde güney bölgelerinde geniş çapta herhangi bir gösteri yapılmadı, ancak Diwaniyah, Babil ve Dhi Qar’da iş ve daha iyi kamu hizmeti talep eden yada yerel şikayetlerle ilgili küçük ölçekli gösteriler düzenlendiği bildirildi.
  • Kerbala’da havaalanı projesi yakınında 06 Mart’ta eski savaş kalıntısı bir bombanın patlaması nedeniyle 2 kişi yaralandı.  
  • Haşdi Şabi Güçleri Necef’in il sınır bölgelerine ek birlik gönderdiği ve kırsal bölgelerinde, Anbar sınırı boyunca önleyici arama-tarama operasyonları gerçekleştirdiği bildirildi. Operasyonun herhangi bir tehdit veya terör olayı ile bağlantılı olmadığı, bölgede güvenliği sağlamak için tedbir olarak gerçekleştirildiği açıklandı. 

Basra’daki güvenlik durumu sakin ve istikrarlı düzeye dönmesiyle beraber, Bölgede devam eden siyasi gelişmeler ve kamu hizmetlerindeki yetersizlikler küçük çaplı gösterilerin yeniden başlamasına neden olduğu gözlemlenmiş olup, ülke genelindeki siyasi gerilimlerin ve yetersiz kamu hizmetlerinin sürmesi durumunda gösterilerin şiddete dönüşme riski olduğu değerlendirilmektedir. Aynı zamanda, Basra eyaletindeki aşiret liderlerinin bölgede devam eden siyasi gerginlikler ile beraber bağımsızlık referandumuna gitme seçeneğini hayata geçirme durumunda bölgenin istikrarına zarar verebileceği tahmin edilmektedir.

Bununla beraber, kişisel uyuşmazlıklar nedeniyle yaşanan ve aşiretler arası gerginliklerden kaynaklanan düşük düzeydeki olayların Basra ve güney bölgelerinde görülmeye devam etmesi muhtemeldir. Özellikle güney bölgelerinde, aşiretler arası anlaşmazlıkların hafif silahların kullanıldığı silahlı çatışmalara dönüşme ve sivil kayıplara neden olma riski mevcuttur. Aynı zamanda geçtiğimiz dönemde Basra’da artan İran-Amerikan gerginliğinin devam etmesi, bölge güvenliği için risk olmaya devam edeceği değerlendirilmektedir.

Bağdat

Başkent Bağdat’ta kayda değer terör olayı yaşanmamış, nispeten olaysız bir dönemi geçirmiştir.  Bağdat merkezde, meydana gelen terör ve suç olaylarında kayda değer bir azalma gözlenmekte olup güvenlik durumunda olumlu yönde bir iyileşme göze çarpmaktadır.  Dönem içinde Bağdat’ta, düşük düzeyde şiddet ya da suç olayları görülürken büyük çaplı bir olay yaşanmamıştır. Meydana gelen olayların büyük çoğunluğu Bağdat’ın kuzey ve doğu bölgelerinde bulunan Adhamiyah, Sadr City ve New Baghdad bölgelerinde meydana geldiği görülürken, meydana gelen olayların terör faaliyetinden ziyade yerel anlaşmazsızlıklar ve çatışmalara bağlı olarak gerçekleştirilmiş olabileceği değerlendirilmektedir. 

Ek olarak, Mart döneminde Sadr City bölgesinde terör ile bağlantılı olmadığı değerlendirilen düşük seviyeli silahlı saldırı olayları kaydedildi. Buna ek olarak, Irak Güvenlik Güçlerinin başkentin farklı bölgelerinde, özellikle suç olayları ile ilgili çok sayıda tutuklama operasyonları gerçekleştirdiği rapor edildi. Ayrıca, Tahrir Meydanı’nda, Karadah, Rusafah (nehrin doğusu) ve Karkh (nehrin batısı) bölgelerinde dönem boyunca yerel şikayetler üzerine küçük ölçekli gösteriler düzenlendiği, gösterilerde kayda değer herhangi bir olayın yaşanmadığı görülmüştür. 

Ayrıca, dönem içinde Irak İçişleri Bakanlığı Yeni Zelanda’daki camilere yapılan saldırının intikamı olarak, DEAŞ terör örgütünün özellikle Bağdat’taki Saidat al-Najat Kilisesini ve diğer kiliseleri hedef alan muhtemel terör saldırısı gerçekleştirebileceği konusunda güvenlik güçlerine uyarıda bulundu. Bu kapsamda, Irak güvenlik güçlerinin Bağdat’ta bulunan kiliselerde güvenlik önlemlerini arttırdığı görülürken, herhangi bir terör olayı yaşanmamıştır. 

Dönem sonunda, Irak güvenlik güçlerinin başkent Bağdat’ta İmam Kadhim’in ölüm yılı anmaları kapsamında Şii hacıların güvenliğini sağlamak için sıkı güvenlik önlemleri aldığı ve bazı yolların kısmen trafiğe kapatıldığı gözlemlenmiştir. Alınan sıkı güvenlik önlemleri ve önleyici operasyonlar sayesinde İmam Kadhim anma törenleri güvenli bir ortamda gerçekleştirilmiş, kayda değer herhangi bir olay rapor edilmemiştir. 

  • Irak Hükümeti, geçtiğimiz dönemlerde kısmen kamuya açılan Yeşil Bölgenin (Green Zone yada IZ) 11 Mart tarihinden itibaren 17:00 pm-10:30am saatleri arasında kamuya açık olacak şekilde kullanım saatlerinin uzatılmasına karar verdi.  Yeşil bölge (Green Zone yada IZ) içinde devam eden çevre güvenliği ve yol çalışmalarının tamamlanmasının ardından Yeşil Bölgenin Nisan ayı içinde 7/24 kamuya açılması beklenmektedir. 
  • Bu dönem içinde kayda değer olay olarak, New Baghdad bölgesinde 10 Mart’ta kimliği belirsiz silahlı kişilerin gerçekleştirdiği, kişisel anlaşmazlıkla ilgili olduğuna inanılan silahlı saldırı olayında bir sivil hayatını kaybetti. Adhamiyah bölgesindeki 12 Mart’ta kimliği belirsiz silahlı kişilerin bir sivilin evine el bombası atması sonucu evde maddi hasar meydana gelirken, herhangi bir can kaybı yaşanmamıştır. Bağdat’ın doğusunda 16 Mart günü Kanal Sokak bölgesinde Talbieh köprüsü üzerine yerleştirilen patlayıcı madde, güvenlik güçleri tarafından etkisizi hale getirildi. 
  • Ayrıca, Bir grup Yezidi ve bazı sivil toplum örgütleri 01 Mart’ta Bağdat’ın merkezinde bulunan Tahrir meydanında, Suriye’nin Baguz kentindeki 50’den fazla Yezidi kadının terör örgütü tarafından öldürülmesini kınayan gösteriler düzenlendi.
  • Çinli Huawei firmasının, Bağdat’ta güvenlik önlemlerini geliştirme kapsamında 07 Mart’ta Bağdat Operasyon Komutanlığı kontrolü altında Bağdat’ın Karada semtinde, insanların yüzlerini tespit edebilen ve aynı anda çeşitli bireyleri takip edebilen ve şehirdeki klasik güvenlik kontrol noktalarının azaltılmasına yardımcı olacak akıllı güvenlik kameralarından oluşan, Güvenli Şehir Çözümü projesinin ilk aşamasını başlattığı rapor edildi.
  • Mart döneminde, Bağdat’ın dış bölgelerinde önemli derecede bir terör olayı rapor edilmemiş olup nispeten sakin bir dönem gözlemlenmiştir. Bölgede meydana gelen bazı düşük seviyeli olayların, yerel allaşmazlılardan kaynaklanan olaylar olduğu tahmin edilmektedir.  
  • Bu kapsamda meydana gelen olaylar olarak,  09 Mart’ta Bağdat’ın batısındaki Abu Ghraib bölgesinde bir askeri birlikte Iraklı bir askerin nedeni bilinmeyen bir sorundan dolayı diğer askerlere ateş açması nedeniyle 5 askerin hayatını kaybetti, en az 6 askerin yaralandı.  Bağdat Operasyonları Komutanlığı olayla ilgili soruşturma başlattığı açıklandı. 
  • Ayrıca, Bağdat’ın güneybatısında, Jurf Al Nasr bölgesinde 09 Mart’ta Haşdi Şabi güçleri devriyesini hedef alan bombalı terör saldırısında 2 Haşdi Şabi üyesi hayatını kaybetti. Bağdat’ın kuzeyinde Tarmiyah bölgesinde 19 Mart’ta devriye gezen askeri birliği hedef alan silahlı terör saldırısında 2 asker hayatını kaybetti, 6 asker yaraladı.

ABD işgalinden bu yana yaklaşık 15 yıldır sivil halka kapalı olan ve beton bloklar ile çevrili Bağdat’ın en korunaklı yeri olan Yeşil Bölgenin (Green Zone) bir kısmının kamuya tekrar açılması, çeşitli bölgelerde uzun yıllardır kapalı olan diğer yollarında trafiğe açılması ve başkentin merkezinde 100’den fazla kontrol noktasının ve kamu binalarını çevreleyen beton bariyerlerin  (T-Wall) kaldırılması,Bağdat’tın güvenlik durumundaki olumlu gelişmenin bir göstergesi olduğu değerlendirilmektedir.

Ancak, Bağdat’ta görülen güvenlik durumundaki iyileşmeye rağmen, siyasi gerginlikler ve etnik yapısı nedeniyle kırılgan bir güvenlik yapısına sahip olmasından dolayı şehir merkezinde ve kenar mahallelerinde terör örgütlerinin bombalı saldırı ya da benzeri terör olayları düzenleyebileceği tahmin edilmektedir. Buna ek olarak, Bağdat’ın dış bölgelerinde Taji, Abu Garib, Arab Jibour ve Mada’in bölgelerinde düşük düzeyli el yapımı bombalı (IED) ve silahlı saldırılarılar rapor edilmiş olup, bu saldırıların düşük seviyeli terör saldırıları yada terör ile bağlantılı olmayan muhtemelen yerel grupların iç çatışması yada anlaşmazlıkları neticesinde meydana gelmiş olabileceği değerlendirilmektedir. 

4. ÖNEMLİ OLAYLAR/TARİHLER

01 Nisan 2019 İmam Musa Al-Kadhim Ölümü Muhtemel dini tatil (Kadhimiya yürüyüşleri, Bağdat’ta bazı yollarda kısıtlama)

01 Mayıs 2019 İşçi Bayramı Resmi Tatil

05-09 Haziran 2019 Ramazan Bayramı Resmi ve Dini Tatil

14 Temmuz 2019 Cumhuriyeti’nin İlanı Resmi Tatil

5. SONUÇ ve DEĞERLENDİRME

Ülke genelinde geçmiş yıllara göre terör eylemlerinde büyük ölçüde bir azalma görülmesine rağmen Musul’un içinde bulunduğu, Nineva, Anbar, Salaha il-din, Diyala ve Kerkük gibi vilayetlerde düşük seviyelide olsa terör olayları görülmeye devam etmiştir. DEAŞ terör örgütü, Suriye’de elinde tutuğu son yerleri de kaybetmesi ile beraber, Irak’ta özellikle kuzey ve batı bölgelerinde, intihar saldırıları gerçekleştirme planlarını devreye sokma riskinde bir artış olabileceği değerlendirilmektedir. Anbar vilayetinin batısında ve Kuzey bölgesinde özellikle Nineva’nın güneyi, Salaha-din ve Kerkük gibi karışık etnik ve mezhebin olduğu vilayetlerde DEAŞ terör örgütünün hücrelerinin gelecek dönemde de vur-kaç tipi ve El Yapımı Bombalı (IED) benzeri saldırılara devam etmesi beklenmektedir. Saldırıların, özellikle Şii güvenlik güçleri tarafından kontrol edilen Sünni bölgelerde güvenlik kontrol noktaları ve karakolları aynı zamanda sivilleri hedef alabileceği tahmin edilmektedir. 

Aynı zamanda, DEAŞ terör örgütünün özellikle Kerkük’ün Havja (Hawijah)  bölgesinde yerel yöneticileri ve kamu tesislerini hedef alan saldırılar ile halkı kamu hizmetlerinden mahrum etmek ve hükümete karşı eylemlere zorlamak için gerçekleştirdiği değerlendirilmektedir. Irak Güvenlik güçlerinin DEAŞ’ın kalan hücre yapılanmasını temizlemeye yönelik çabalarına rağmen, terör örgütünün Suriye sınırına yakın alanlarda, Hamrin Dağı bölgesinde ve Anbar vilayetinin çöl olan kırsal bölgelerinde faaliyetler göstermeye devam edebilir. Bununla beraber, Irak Güvenlik Güçlerinin bu bölgelerde DEAŞ terör örgütünün hücrelerine karşı hava destekli operasyonlar icra etmeye devam edeceği görülmektedir. 

Ayrıca, Suriye’de DEAŞ terör örgütünün yenilmesi ve alan kaybetmesinin ardından birçok teröristin Irak-Suriye sınırdan Irak’a sızarak, ülkenin batı ve kuzeyinde kırsal alanlara yerleştiği tahmin edilmektedir. Irak’a sızan ve Irak içinde bulunan DEAŞ hücrelerinin orta ve uzun vadede etkinliğini arttırma çabasında olduğu bölgelerde güvenlik güçlerini ve sivilleri hedef alan misilleme saldırıları yapma riski oluşturmaktadır. DEAŞ terör örgütünün faaliyetlerinin devam etmesi orta ve uzun vadede bölge güvenliğinde risk oluşturmaya devam edeceği ve kırılgan bir yapı sergileyen güvenliği istikrarlaştırabileceği tahmin edilmektedir.  

Irak’ın Kuzeyinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin PKK terör örgütünü hedef alan operasyonları nedeniyle, Türkiye karşıtı gösterilerin ve propagandaların yapılacağı bu kapsamda operasyon bölgelerinde pek çok köyün boşaltıldığına ve Türkiye’nin sivil kayıplara neden olduğuna dair terör örgütünün karalama kampanyaları yapabileceği tahmin edilmektedir. Bununla beraber, PKK terör örgütünün Türk vatandaşlarına ve ticari faaliyetlerine karşı terörist eylemlerde yada Türkiye karşıtı provokasyonlarda bulunabileceği bu nedenle Türk vatandaşlarına karşı bölgede risk oluşturacağı değerlendirilmektedir. 

Irak’ın güney bölgelerinde özellikle Basra vilayetinde durumun daha sakin ve istikrarlı bir düzeye dönmesiyle beraber, meydana gelen küçük çaplı ve barışçıl gösterilerin yeniden şiddete dönüşmeye başlayabileceği değerlendirilmektedir. Özellikle su ve elektrik gibi kamu hizmetlerinin iyileştirilmesini, daha fazla istihdam olanağı ve yolsuzlukların sona ermesini talep eden küçük ölçekli olarak devam edebilecek olan gösterilerin günlük yaşama ve siyasete etkileri nedeniyle Irak’ın gündeminde önemli bir yer tutmaya devam edeceği tahmin edilmektedir.  

Ülke genelindeki siyasi gerilimlerin ve yetersiz kamu hizmetlerinin sürmesi durumunda meydana gelebilecek gösterilerin şiddete ve çatışmalara dönüşme riski olduğu düşünülmektedir. Böyle bir çatışma ve istikrarsız durumun radikal terör örgütlerinin yada silahlı grupların yeniden ortaya çıkmasına neden olabilir. Buna ek olarak, özellikle güney bölgelerinde aşiretler arası anlaşmazlıkların hafif silahların kullanıldığı silahlı çatışmalara dönüştüğü ve bir takım sivil kayıplara neden olduğu görülmektedir. Bu tür aşiretler arası çatışmanın bölgenin güvenlik istikrarına olumsuz etkisi olduğu tahmin edilmektedir. 

Bağdat merkezde, meydana gelen terör olaylarında kayda değer bir azalma gözlenmekte olup güvenlik durumunda olumlu yönde bir iyileşme göze çarpmaktadır. Son zamanlarda Irak genelinde, özellikle Bağdat’ta görülen güvenlik durumundaki iyileşmeye rağmen, kırılgan bir güvenlik yapısına sahip olan Irak’ta, patlamaların ve terör olaylarının ülkenin herhangi bir yerinde ve her zaman olabileceği değerlendirildiğinden güvenlik tedbirlerinin en üst seviyede alınması ve rutin faaliyetlerden kaçınmak gerekmektedir. 

Bununla beraber, yabancı şirketler ve personeline yönelik tehditlerin ülke genelinde devam etmekte olduğu göz önünde bulundurularak; terör saldırılarının çoğunlukla halkın topluca kullandığı pazar ve alışveriş merkezlerine karşı yapılmaktadır, bundan dolayı bu tür yerlere kısıtlı seyahat edilmelidir. Türbe ve camiler gibi Kutsal yerler potansiyel terör saldırılarına açık tehdit noktaları olarak değerlendirilmesinden dolayı bu noktalara ziyaretler en az seviyede yapılmalıdır. Irak etnik yapı olarak çok karışık bir yapıya sahiptir, yerel personel ile etnik ya da dinsel konularda tartışmaya girilmemeli aynı zamanda Yerel halkın dini, etnik ya da siyasi sembol ve davranışlarına karşı saygı duyulmalı ve olumlu yada olumsuz tepki verilmemelidir. 

Irak’a planlanan seyahatlerden ya da yatırım planlarından önce Irak’taki Türkiye Büyükelçiliğimizin internet sayfasının ziyaret edilmesi, bölge ile ilgili raporların, konsolosluk mesajlarının ve iletişim bilgilerinin gözden geçirmesinin faydalı olacağı değerlendirilmektedir. 

Mehmet NARİN

[Ortadoğu’nun birçok ülkesinde güvenlik ve askeri konular üzerinde çalışan halı hazırda IRAK’ta bulunan Mehmet Narin, Analiz Hattı Stratejik Araştırma Merkez’nin (AHSAM) Güvenlik ve askeri stratejistidir ]








%d bloggers like this: