Küresel ticaret savaşı çağında Apple’ın geleceği

ABD tarihinde ilk kez değeri 1 trilyon doların üzerine çıkan halka açık şirket unvanını kazanan Apple, bu değerini sadece iki ay koruyabildi. 2 Kasım’da 1 trilyon doların altına düşen piyasa değeri, 3 Ocak tarihinde dibe vurdu. Böylelikle Apple son iki ayda 380,25 milyar dolar, toplamda ise 428,25 Milyar dolar (yüzde 38,82) değer kaybı yaşadı.

Peki Apple’ın bu kadar değer kaybetmesinin nedenleri nelerdi? Bu nedenleri tespit edebilmek için öncelikle Apple’ın gelir analizini iyi yapmak gerekiyor:

Gelirleri büyük ölçüde iPhone’a bağlı

Toplam gelirinin yüzde 62’sini iPhone satışlarından elde eden Apple, müşterilerine farklı ürünler de (iPad, iPod, Mac, iWatch) sunmasına rağmen iPhone’un ikamesini oluşturamadı. Bir başka deyişle, şirketin varlığını sürdürebilmesi için iPhone satışları hala hayati bir öneme sahip. 1 Kasım 2018 tarihinde Apple CEO’su Tim Cook’un bundan sonra Apple’ın satış rakamlarını paylaşmayacağını, sadece elde edilen satış gelirlerinin açıklanacağını bildirmesi ise büyük bir soru işareti oluşturdu. Zira Apple’ın bu açıklamasının akabinde piyasa değeri 1 trilyon doların altına düştü. Bu gelişmeye paralel olarak IDC’nin (International Data Corporation) açıkladığı rapora göre dünya genelinde akıllı telefon satışlarının yüzde 8 oranında düşmesinden yola çıkarak artık insanların eskisi kadar yeni telefon alma ihtiyacı duymadığı da belirtilmeli.

Satışlarının sonsuza kadar artarak devam etmeyeceğini 2014 yılında öngören Apple, ürün farklılaştırmasına giderek 6 Plus’ı piyasaya sürmüş ve böylelikle pazarın talebine de karşılık verdiğini göstermişti. Yani daha geniş ekrana sahip telefonlar üretmişti, ancak fiyat farkıyla. Plus serilerinin fiyatlarını normal iPhone modellerine göre artırarak satışa sundu ve bu sayede daha az ürün satışı gerçekleşse bile satış gelirlerini korumaya çalıştı. Bu stratejinin 2018’in son çeyreğine kadar işlediği görülüyor. Ancak Tim Cook, 29 Aralık 2018 tarihli açıklamasında yeni iPhone modellerinden elde edilen gelirin beklentiyi karşılamadığını, 2019 yılı için satış beklentilerini düşürdüklerini aktarmıştı. Böylece Apple 20 yıldır ilk kez satış tahminini düşürmüş oldu. Peki ya Apple düşürülen satış beklentilerine rağmen yine de bu beklentileri karşılayamaz ise ne olacak?

Gelirleri etkileyen diğer bir faktör de Apple’ın iPhone kullanıcılarına çok farklı özellikler sunmamakla birlikte son iPhone modellerine de fahiş fiyatlandırma uygulayarak piyasaya sürmesi oldu. Ayrıca iPhone kullanıcıları en büyük güven kaybını, Apple’ın sürüm güncellemeleri vasıtası ile eski iPhoneları yavaşlatma ve batarya sorunu oluşturmaya çalışarak kullanıcıları yeni iPhone almaya zorlaması olayı ile yaşamışlardı.

ABD-Çin ticaret savaşı

Apple’ın performansını etkileyen diğer önemli faktör de elbette ABD ile Çin arasında yaşanan ticaret savaşı. Gelirlerinin yaklaşık yüzde 25’ini Çin’den sağlayan Apple için bu savaş çok büyük bir darbe oldu. Apple’a rakip olan firmaların bu dönemde özellikle Çin pazarında gücünü artırması ile Apple daha da büyük bir çıkmaza girdi. Özellikle Huawei’nin pazarını genişletmesi ve daha düşük maliyetlerle telefonlar üretmesi üzerine ABD ve Çin ticaret savaşı, özel sektörde Apple ve Huawei savaşı olarak yorumlanmaya başlandı. 2017’nin son çeyreğinde en güçlü rakibi olan Samsung’un satış rakamlarını yakalayan Apple (yüzde18), 2018’in ilk çeyreğinden sonra Huawei’nin (yüzde14) de gerisinde kaldı. Ayrıca, Çin teknoloji devlerinden olan Xiaomi (yüzde 9) ve Oppo (yüzde 9) ile Apple’ı (%12) takip etmekte. 

Apple ile Qualcomm arasında yaşanan patent savaşı da Apple’ın olumsuz gidişatında önemli rol oynamakta. Qualcomm firması Apple’ın bazı iPhone modellerinde patenti kendisine ait olan ve batarya ömrünü uzatan pil teknolojisini kullandığı gerekçesiyle hukuki yollara başvurmuştu. Açılan davalar neticesinde Almanya Münih Bölge Mahkemesi tarafından iPhone 7/7 Plus ve iPhone 8/8 Plus ürünlerinin satışı yasaklanmış ve mağazalarda bulunan bu ürünlerin ise toplatılmasına karar verilmişti. Çin’de ise Fuzhou mahkemesince daha geniş kapsamlı bir karar verilmiş, bu karar neticesinde yukarıda sayılan ürünlerin yanı sıra iPhone 6, iPhone 6 Plus ve iPhone X modellerinin de satışı durduruldu. Apple’ın piyasaya sürdüğü son model telefonların Almanya ve özellikle Çin gibi büyük bir pazarda satışının yasaklanması da ekonomik zorlukların bir başka nedeni olarak öne çıktı.

Küresel ekonomideki yavaşlama 

Apple’ı önümüzdeki dönemde bekleyen zorluklardan bir diğeri de dünya piyasalarının içinde bulunduğu ekonomik durgunluk. Apple, dünya çapında yaklaşık 500 satış mağazasına sahip olmasının yanı sıra, kendi ürünlerini satan ve destekleyen yüz binlerce perakende satış mağazasına da sahip olan global bir şirket. Tam da bu sebeple, dünya piyasalarında doların yerel para birimleri karşısında değer kazanması, global pazarlarda Apple’ın satışlarının düşmesine sebep olan diğer bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye üzerinden yola çıkarsak, Apple’ın son sürümlerinden olan iPhone XS Max serisi 10.799 TL’den başlayan ve 13.999 TL’ye kadar çıkan satış fiyatlarına sahipken, Amerika’da ise bu fiyatlandırma 1.099 dolar ve 1.449 dolar bandında. New York’ta aylık asgari ücret yaklaşık 2.150 dolarken Türkiye’de asgari ücretin 2.020 TL olmasını göz önünde bulundurursak, dünya genelinde Türkiye gibi yerel para birimi değer kaybetmiş olan ülkelerin pazarında Apple’ın yerinin günden güne azalması kaçınılmaz görünüyor. Apple, ABD piyasasının yüzde 40’ını elinde bulundurmasına rağmen dünya çapında bu oran yüzde 12 düzeyinde.

Sonuç olarak Apple gelirlerinin büyük bir bölümünün iPhone satışlarından elde edilmesi, ABD-Çin ekonomik savaşı, dünya genelinde doların yerel para birimleri karsısında değer kazanması, yüksek fiyatlandırma ve akıllı telefon satışlarının azalması, Apple’ın piyasa değerinin düşmesine yol açan başlıca faktörler olarak öne çıkıyor. 

Peki Apple’da görülen bu değer kaybı şirketin kendi politikalarının bir yansıması mı yoksa ABD ekonomisindeki problemlerin habercisi mi?

Aslında cevap her ikisi de; bir noktaya kadar bu durum Apple’ın kendi izlediği stratejilerle ya da şirket yapısıyla açıklanabilir. Ancak geniş perspektiften bakıldığında, ABD Başkanı Donald Trump’ın başlatmış olduğu ticaret savaşı ve dünya piyasalarındaki ekonomik durgunluk faktörlerini göz önünde bulundurduğumuzda, Apple’ı ABD ekonomisinin bir yansıması, hatta güçlü bir temsilcisi olarak yorumlayabiliriz. Apple’ın 2020 yılında 5G teknolojisine geçeceğini açıklaması üzerine, Huawei bu teknolojiye 2019 yılında geçeceğini duyurmuştu. Bu süreçte Huawei’nin Mali İşler Müdürü (CFO) Mıng Vancou, ABD’nin talebi üzerine geçen ay Kanada’da tutuklandı. Bu olay şirketler ve devletlerin çıkarların birlikte düşünülmesi gerektiğini gösteren bir örnek. İlerleyen zamanda ABD, ülke sınırları içerisinde Huawei’ye karşı birtakım önlemler alır ise Çin’in de Apple aleyhine karşı adımlar atması muhtemel görünüyor. Bunun sebebi ise artık ticaret savaşları yalnızca devletler/hükümetler arası ambargo benzeri yöntemlerle değil, özel şirketler kanalıyla da gerçekleşiyor olması.

Muhammed Sait Tanıl

%d bloggers like this: