Küresel 17-25 darbe planı yolda iken ekonomi bürokrasisinde neler yapıldı?

Yaklaşık bir yıldır analizlerimizde işledik. Başta CIA olmak üzere batı istihbarat birimilerinin örtülü faaliyetlerde  “Covert Actions” (Bakınız: Dipnot)  kullandığı Fetullahçı Terör Örgütü’nün pes etmesini ve savaştan çekilmesini kimse beklememeli.  Bu yapının temel hedefi bir an önce toparlanmak ve tekrar başta CIA olmak üzere Batılı istihbarat birimlerinin güvenini kazanıp yoluna devam edebilmektir.

Başarısız onca darbeden sonra ölüm kalım savaşı veren FETÖ için kritik iki unsur var : BİLGİ ve EKONOMİ.

Bilgi kısmını 17-25 Aralık darbesi ve sonrasında, sosyal medya operasyonları dahil yaşadık. FETÖ nerdeyse Bakanlar Kurulu dahil her ortamdan bilgi sızdırmaya, bu bilgilere göre erken aksiyon almaya, bu bilgileri devlet yapılanması için kullanmaya, bazı bilgileri şantaj ve tasmalama operasyonlarında manipüle etmeye dayalı bir sistem oluşturmuştu. Bu yapılanma için bazı kritik noktalarda haber elemanlarının olması son derece önemliydi. Artık daha da önemli bir hale geldi.

Ekonomi ayağında ise FETÖ ekonomi yönetiminde etkin olmayı, kritik kurumlarda (BDDK, TCMB, SPK, BORSA, TAKASBANK, Eximbank vs) yapılanmayı ve ekonomik gücünü korurken ülke ekonomisini de gerektiğinde sabote edebilecek düzeye varmayı hedeflemişti. Son dönemde yapılan bazı operasyonlardan sonra ekonomik gücü de darbe almaya başlayan FETÖ için bu yapılanma daha da önem arz etmeye başladı.

Tam da böyle bir dönemde, defalarca geçmişini ve ilişkilerini yazdığımız FETÖ ile ilintili-irtibatlı kişi ekonomi alanında tekrar üst düzey görevlere getirildi. Ekonomi bürokrasisinde görev yapan birçok üst düzey bürokratın BTİK ve DEVLET arşivlerindeki özgeçmişlerine bakıldığı zaman küresel bir 17-25 Aralık benzeri EKONOMİK darbenin alt yapısının oluşturulduğunu görmemek ahmaklık olur.

Neden mi? Geçmişe giderek bir hafızamızı tazeleyelim: Eski Başbakan Davutoğlu döneminde defalarca deşifre ettiğimiz bir ismi örnek olması anlamında tekrar hatırlayalım.

Bu isim halı hazırda Milletvekili olan Mustafa İbrahim Turhan. Nazım Ekren ve Ahmet Davutoğlu ile tanışıklığı nedeniyle önce Merkez Bankası’nda görevlendirilen İbrahim Turhan’ın bu kurumda FETÖ için yapılanma imkanı sağladığı iddiaları oldukça kuvvetliydi. Bir süre sonra Borsa İstanbul’un başına getirilen İbrahim Turhan’ın burada da kuvvetli bir Paralel Yapı örgütlenmesini sağladığı iddia edilirken 17-25 Aralık darbesi sonrası FETÖ ile bağını koparmadığı ve hatta zor zamanda Bank Asya’ya mevduat desteği verdiği yaygın biçimde dile getirildi. Bu dönemde İbrahim Turhan, Borsadaki paralel yöneticileri görevden almamakta da direnmiş ama sonuçta, özellikle Nasdaq projesini yöneten isimleri görevden almak zorunda kalmıştı.

O dönem itibarı sarsılan ve Borsa yönetiminden alınması beklenen İbrahim Turhan için Davutoğlu’nun Başbakan olmasıyla birlikte bir parlatma kampanyası başladı. Çeşitli mahfillerde İbrahim Turhan, Ali Babacan’ın yerine geçecek isim olarak sunuldu. Eski Başbakan Davutoğlu’nun Davos, Londra, New York seyahatlerinde yatırımcılara “ekonominin yeni patronu” olarak tanıtıldığı iddia edildi.

O dönemler 7 Haziran seçimi yaklaşırken bir medya grubunun İbrahim Turhan’a destek verme işini iyice üstlendiği ve sırf bu amaçla bir ekonomi dergisi çıkarmaya başladığı bile konuşuldu.

Aslında o dönem dar dairede bilinen gerçek şuydu : Milli Güvenliği ve Ulusal çıkarları gözeten, devlet aklı ile ilerleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İbrahim Turhan’a asla vize vermez, asla bakan olmasını kabul etmezdi. Nitekim de öyle oldu.

Muhtemelen o dönem İbrahim Turhan da bunu bildiği halde, aylık 50 bin lira maaş aldığı ve geniş bütçe imkanlarına (!) sahip Borsa’daki görevini bırakıp milletvekili olmayı tercih etti.  Bazılarına göre bu kararın arkasında hakkındaki inceleme, soruşturma ve yasal süreçlerden kaçma çabası vardı.

Sonrasında analizimiz bizi haklı çıkardı. Ancak, Mustafa İbrahim Turhan ve ağına dokunulmadı. Halı hazırda ekonomi bürokrasisinde birçok isim ile ilintili, irtibatlı olarak çalışmalarını devam ettirdiği iddiası dar dairede alınan bilgi notları arasında. 

Şimdi lütfen girişte yazdığım FETÖ stratejisini ve iki hususta (BİLGİ ve EKONOMİ) güç edinme çabasını hatırlayın. Yazının bundan sonraki kısmının okurken lütfen bunu akılda tutun. Yukarıda yazdığımız tehlikelere atfen ekonomi kurumlarından sadece birinin Türkiye Cumhuriyet Devleti için ne derece önem arz ettiğine bakalım:

Bir örnek olması adına Merkezi Kayıt Kuruluşu’nu ele alalım: Ülkede alım satımı yapılan tüm kıymetlere ve işlemlere dair bilgiler bu kuruluşta depolanır. Fazla bilinmemekle birlikte ülke ekonomisinde bilgi değeri en yüksek verilere sahip kurumlardan biri MKK’dır. Halı hazırda örnek olması adına verdiğimiz MKK gibi bir kurumda her türlü verilere ulaşabilen FETÖ’den dosyalı-ilintili ve irtibatlı ekonomideki isimlerin küresel bir 17-25 Aralık benzeri ekonomik DARBE’de işlevlerinin ne olacağı sorusunun cevabını sizlere bırakıyoruz. 

Bu yazıda özetin de özetini verdim. Resmin net görülmesi için bu kadarının yetip arttığını düşünüyorum. Birileri için yetmiyorsa, o zaman görmeyi engelleyen şeyler (!) olduğu kanaatinin DEVLETte iyice yerleşeceğini de hatırlatırım.

Unutulmasın ki bir ülkeye yönelebilecek en önemli tehditlerden biri ekonomik darbe ve casusluk faaliyetidir. Ekonomiyi yöneten DEVLET’i yönetir.

Ömer ADIYAMAN / ANALİZ HATTI
@omradymn

 

DİPNOT: “FETÖ’nü örtülü operasyonlarda “Covert Actions” kullanan CIA, Türkiye’de özellikle ekonomi istihbaratına büyük önem vermektedir. Bu bağlamda CIA yayınlarından olan “İstihbarat Müşterisinin Klavuzu” (A Consumer’s Guide to Intelligence) adlı kitapta ekonomik istihbaratı şöyle tanımlanmıştır: ‘Uluslararası ekonomik sistem araçlarından olan malların, hizmetlerin, emeğin, finansın, vergilendirmenin, alış verişin, ticaretin ve diğer unsurların üretimi, dağıtımı ve tüketimini içeren; yabancı ekonomik kaynakların, faaliyetlerin ve politikaların tespit edilmesi amacını güden istihbarattır.

Ülkeler için ekonomik istihbaratın önemli rolü ekonomik güvenliği desteklemektir.Ekonomik istihbarata bir başka bakış açısıyla yaklaşan S. Porteous da şu tanımı yapmaktadır: “Ekonomik istihbarat; teknik veri, finans, tescil, hükûmet ve ticari bilgileri içeren bir politika ya da ticaretle alakalı ekonomik bilgiler; toplayan organizasyonun ülkesinin ekonomisine dolaylı ya da dolaysız olarak nisbi üretkenlik ve rekabet pozisyonunu korumasını sağlayacak kazanımlardır.”

Ekonomik bilgileri toplamak yasal ve açık bir süreçtir; gizli yollarla, aldatma ve baskı yoluyla edinilen yasa dışı bir faaliyet olarak düşünülür. Ekonomik istihbarat faaliyetleri daha çok ulusal güvenlik ve çıkarları etkileyen konularla ilgilidir.”

%d bloggers like this: