Kontrollü darbe söylemine sarılan eski istihbaratçıları ve FETÖ kliklerini ne bekliyor?

Referandum sonrası FETÖ iltisaklı ve irtibatlı isimlerin bir “kontrollü darbe” heyecanı almış başını gidiyor. “Kontrollü darbe” lafından başka şey bilmeyen kimisi FETÖ’den halkalı, kimisi FETÖ’den maaşlı isimlere kadar geniş ve bir o kadar da komik bir yelpaze. Bu konuyu bir önceki analizimizde “FETÖ darbesinin B Planı: Fidan ve Akar neden hedefte? başlığı ile işlemiştik. (Bakınız: https://www.analizhatti.com/feto-darbesinin-b-plani-fidan-akar-hedefte/

Bir de kimsenin ciddiye almadığı, yakın ve ilişkili görünmek istemediği “cüzzamlı” bir güruh var : FETÖ’den maaşlı, dosyalı ve şantajlı eski istihbaratçılar, siyasiler ve bürokratlar.

Kırk yıllık birikimini sonuna kadar kullanan ve dış istihbarat örgütlerinden de kayda değer lojistik ve stratejik destek alan FETÖ’nün koskoca bir hiç olduğu ve bugünlerde “Kontrollü darbe” algı operasyonuna sarılması ile iyice tescillendi.

İşte tam bu ortamda, “Kontrollü darbe” söylemleri arasında “Kontrollü darbe” diye algı oluşturanların gözaltına alınma ve tutuklanma haberi gelirse kimse şaşırmasın.

Nedenini kısaca anlatalım :

1. Yabancı istihbarat birimlerinin ve devlet içerisindeki FETÖ irtibatlı ve iltisaklı kliklerin yardımı ile art arda darbeler geldi. Her seferinde üst iradenin siyasi dehası, milletin feraseti ve elbette Allah’ın yardımıyla düzlüğe çıkıldı.

2. Üst irade ile ilgili esas mesele milletin verdiği iktidarı hiç kimse ile paylaşmaması oldu. Üst iradenin bu özelliği nedeniyle onu masaya oturtmayı yıllarca başaramadılar.

3. Bu kez tek bir darbe değil bir olaylar halkası ile zamana yayılmış bir plan devreye sokuldu. Gezi olaylarının ve kanlı askeri darbenin amacı ülkeyi bugünlere getirebilmekti.

4. Bu planlarda FETÖ’nün bu darbelerine yardım ve yataklılık eden iltisaklı-irtibatlı isimler birer piyondu. Kendilerini ülke yönetimi denkleminin içinde görmeyi hayal eden bu isimler ise bugün tam bir hayal kırıklığı içerisinde.

5. Çünkü FETÖ’nü örtülü operasyonlarda kullanan üst Aklın planı bir ölçüde başarıya ulaşsa da nihai zafer olamadı. Üst aklın yeni operasyonu ise bu anlamda “Kontrollü darbe” algısı oldu.

6. “Kontrollü darbe” algısında temel hedef; MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın darbe sürecinde ve FETÖ ile mücadeledeki azimli ve kararlı duruşu engellemek ve bu başarıları terse çevirebilecek, ÜST AKLIN çıkar ve hedefleriyle uyumlu bir patikaya ülkeyi sokabilmek ve bir yandan da üst iradeyi yalnızlaştırmaktır. 

7. Ancak bu operasyona kalkışanlar; böyle büyük bir algı operasyonunun toplumdaki “dış destekli Türkiye’ye diz çöktürme, FETÖ’yü tekrar diriltme” operasyonunun olduğunun açığa çıktığının farkında değil.

8.  FETÖ yapılanmasının ülkeye ihaneti, dış güçlerin emrinde faaliyet göstermesi ve FETÖ ile etkin mücadele eden kurumlara ve isimlere zarar vermek pahasına her türlü algı operasyonuna kalkışanlar, yakın zamanda sıranın kendilerine geleceğinin ve FETÖ ile iltisak ve irtibatlarının açığa çıkacağı korkusu içerisindeler. 

Özetle FETÖ adına “Kontrollü darbe” algı operasyonuna kalkışan irtibat ve iltisaklı isimlerin açığa çıkarılması şart olarak görülüyor. Ancak gerek devlet içerisinde hala çözülememiş kliklerin, gerek örgütün CIA adına çalışan ve örgütün deşifre olmasından sonra CIA tarafından korumaya alınan FETÖ’nün önemli imamları, istihbaratçıları ile örtülü operasyonları daha gizli bir şekilde yürütüleceği bilgisini de not düşmek gerekiyor.

İşte tam da bu ortamda, FETÖ’nün bu etkisini boşa çıkaracak bir gelişme olabilir. Bu gelişme darbenin B Planı olan “Kontrollü darbe” söylemini yayan ve bu yönde algı oluşturan isimlerin gözaltına alınması, FETÖ irtibat ve iltisaklarının araştırılması -soruşturulması ve yeterli delil olması halinde darbeye yardım ve yataklık, soruşturmayı etkilemeye yönelik suçlamalar ile tutuklanması olabilir.

Üst iradenin ve devletin doğal (!) yollarla bu aktörleri devreden çıkarma kabiliyeti var görünüyor. Analizler bu ihtimale işaret ederken bilgi ve hisler (!) de bu olasılığın giderek yaklaştığını haber veriyor.

Biz not düşelim de nasılını ne zamanını hep birlikte görürüz.

Özetle: Tarih; Türkiye Cumhuriyeti’nin hafızası, istihbarat ise aklıdır. Hafıza her gün dolduğu gibi, hafızada kayıtlı hiçbir veri de kaybolmaz. Devlet-i ebed müddet böyle yaşar. Bilin istedik.

Ömer ADIYAMAN / ANALİZ HATTI
@omradymn

%d blogcu bunu beğendi: