İngiliz parlamentosu anlaşmasız Brexit’i önleyecek yasa çıkarmaya hazırlanıyor

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) anlaşmasız şekilde ayrılmasının dış ticareti aksatmasından, İngiliz ekonomisini resesyona sokmasından, yatırımları durdurmasından ve milyarlarca sterlinlik ek maliyet yaratmasından endişe edilirken, gerek muhalefet gerekse iktidar partisi içindeki muhalifler anlaşmasız ayrılık faturasına karşı birleşiyor. Merkezi Londra’da bulunan finans kuruluşları, daralan takvime rağmen İngiltere’de devam eden politik kriz karşısında ülkenin AB’den anlaşmasız şekilde ayrılma olasılığının arttığını belirtiyor. Öte yandan, İngiliz parlamentosunda muhalefet partileriyle iktidardaki Muhafazakar Parti içindeki muhalif milletvekilleri, ülke ekonomisinde şok etkisi oluşturabilecek anlaşmasız Brexit‘i önleyecek bir yasa çıkarmaya hazırlanıyor. AB’den çıkış tarihi olan 31 Ekim’e haftalar kala AB ile halen kalıcı bir anlaşmaya varılmamış olması, anlaşmasız ayrılık kartının halen masada tutulmasına ek olarak, ülkede genel seçim ihtimalinin artmasıyla, İngiliz sterlini dün ABD doları karşısında 1,20 seviyesinin altını gördü. 

Brexit, halihazırda İngiltere’nin büyümesi üzerinde de etkisini büyük oranda hissettiriyor. Bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,5 büyüme kaydeden İngiliz ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 0,2 küçülerek 2012 yılında bu yana ilk kez çeyreklik bazda daraldı.

İngiltere Merkez Bankası da bu yıl için büyüme tahminini yüzde 1,5’ten yüzde 1,3’e, gelecek yıl için büyüme tahmini ise yüzde 1,6’dan yüzde 1,3’e çekmek zorunda kaldı. 

  • OBR 2019 yılı Mali Riskler Raporu’na göre, İngiltere’nin AB’den anlaşmasız ayrılması halinde ülke ekonomisinin 2020 yılında yüzde 2 seviyesinde daralması, işsizliğin yüzde 5’in üzerine çıkması, konut fiyatlarının ise yüzde 10 düşmesi bekleniyor.

Anlaşmasız ayrılığın maliyeti

İngiltere’nin AB’den anlaşmasız olarak ayrılmasının ekonomi için oluşturabileceği toplam maliyete ilişkin 2016 yılından bu yana çok sayıda araştırma ve rapor yayımlandı. 

Söz konusu raporlar arasında, ülkenin bağımsız çalışan kurumlarından Bütçe Sorumluk Ofisi’nin (OBR) temmuz ayındaki raporu dikkati çekiyor.

AA muhabirinin OBR 2019 yılı Mali Riskler Raporu’ndan derlediği bilgilere göre, İngiltere’nin AB’den anlaşmasız ayrılması halinde ülke ekonomisinin 2020 yılında yüzde 2 seviyesinde daralması, işsizliğin yüzde 5’in üzerine çıkması, konut fiyatlarının ise yüzde 10 azalması bekleniyor. 

Raporda, ülkenin AB’den anlaşmasız çıkış durumunda ek borçlanma ihtiyacının yıllık 30 milyar sterlin seviyesinde olacağı, sterlinde de daha çıkış anında yaklaşık yüzde 10 seviyesinde bir düşüş olmasının beklendiği vurgulanıyor. 

Rapora ilişkin daha önce değerlendirmede bulunan OBR Başkanı Robert Chote, “Büyük resimde görülen, artan belirsizlik, azalan güven yatırımları engelliyor. Sterlin ve diğer varlıkların fiyatları azalırken, AB ile ticaret bariyerlerinin artması iç ve dış talep üzerinde baskı oluşturuyor.” ifadelerini kullanmıştı. 

İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Mark Carney de geçen ay yaptığı açıklamada İngiltere’nin birlikten anlaşmasız şekilde ayrılması halinde sterlinde düşüş, İngiliz varlıklarının risk primlerinde ve oynaklıkta ise artış görülmesinin olası olduğunu belirterek, “Anlaşmasız ayrılık durumunda ani bir şok oluşacaktır.” dedi. 

Eski İngiltere Maliye Bakanı Philip Hammond ise temmuz ayında parlamentoda yaptığı konuşmada ülkesinin herhangi bir anlaşma olmadan AB’den ayrılmasının yanlış olduğunu vurgulayarak bunun ülke ekonomisine maliyetinin 90 milyar sterlini bulabileceği uyarısında bulundu.

Hammond, “Hiç şüphem yok ki anlaşmasız ayrılık, duraklamanın ani etkilerine cevap verilebilmesi için çok miktarda para gerektirecek. Bu da vergilerin azaltılması ya da harcamaların artırılması için yeterli paranın olmaması demek. Fakat izin verirseniz dahası var. Hükümetin analizleri, anlaşmasız ayrılığın, hazineye 90 milyar sterlinlik etki edeceğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Citibank da geçen ay, anlaşmasız şekilde ayrılık halinde İngiliz bankalarının gelirlerinin yüzde 25 seviyesinde azalabileceği uyarısında bulundu. 

Gümrük tarifeleri

İngiltere ile AB’den herhangi bir anlaşma olmaksızın ayrılması halinde, birlik ile yapılan ticaretin gümrük kontrollerine ve gümrük vergilerine tabi hale gelmesinden endişe ediliyor. Bu bağlamda tedarik zincirinde uzun süreli gecikme ve aksamaların yaşanması da ihtimal dahilinde. Sadece Dover limanından yılda 2,6 milyon tırın geçiyor olması da bunu destekliyor.

Ülkenin önemli bankalarından Barclays, İngiltere’nin AB’den anlaşmasız şekilde ayrılması halinde yiyecek ve içecek ürünlerinin tedarik zincirinde ortalama gümrük vergilerinin yüzde 27’ye kadar yükselebileceği uyarısında bulunuyor.

Sadece geçen yıl İngiltere’nin toplam yiyecek ve içecek ithalatı 48 milyar sterlin seviyesindeydi ve bunun yaklaşık 71’i AB üyesi ülkelerden ithal edildi.

Barclays’in tahminlerine göre anlaşmasız ayrılığın yiyecek ve içecek perakende sektörüne toplam yıllık maliyeti yaklaşık 9,3 milyar sterlin seviyesinde olacak. Ayrıca, ülkede söz konusu sektörün kar marjlarının yüzde 3 ila 5 arasında olduğu dikkate alındığında oluşacak ek gümrük maliyetlerinin doğrudan tüketiciye yansıyacağı, bunun da enflasyonun yükselmesine neden olacağı düşünülüyor.

WTO tarifesine göre ticaret maliyetleri artırıyor

İngiltere’nin AB’ye ihracatı, toplam ihracat içerisinde yüzde 44’lük bir paya sahip. Ülke, 616 milyar sterlinlik ihracatının 274 milyar sterlinlik kısmını AB ülkelerine gerçekleştirdi. Geçen yıl İngiltere’nin AB ülkelerinden yaptığı ithalatın büyüklüğü ise 341 milyar sterlin düzeyinde.

Anlaşmasız ayrılık durumunda ülkenin AB ile Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) tarifelerine ve düzenlemelerine göre ticaret yapması gerekecek.

WTO ticaret ilkelerine göre İngiltere, AB ile ilaç, kimyasal madde ve gıda ürünlerinin ithalat ve ihracatında ülkeler arası kapsamlı ve düzenleyici prosedürler gerektiren “üçüncü ülke” statüsünde olacak. Bu durumda İngiltere’nin AB ülkeleriyle ve üçüncü ülkelerle ticaretinde gümrük vergileri artacak.

Brexit ile İngiltere sadece ortak pazara serbestçe erişim imkânından mahrum kalmayıp, AB’nin ticaret anlaşmaları yaptığı 70’ten fazla ülkeye tercihli pazar erişimini de kaybedecek. Bu durumun tüm İngiltere’nin ihracatının yüzde 60’ını etkilemesi bekleniyor.

Katma değer kaybından en çok etkilenecek sektörlerin ise ağırlıklı olarak kimya sanayii, makine ve otomotiv sektörleri olacağı tahmin ediliyor.

Anlaşmasız ayrılık hazırlıkları için 6,3 milyar sterlinlik bütçe

İngiliz hükümeti ağustos ayının başında İngiltere’nin AB’den anlaşmasız şekilde ayrılması olasılığına yönelik gerekli hazırlıkların yapılması için hazineden 2,1 milyar sterlinlik ek bütçe tahsis edildiğini duyurdu. 

Son duyuru ile birlikte İngiliz hazinesi şu ana kadar ülkenin AB’den çıkışı hazırlıkları için 4,2 milyar sterlini bu yıl kullanılmak üzere toplam 6,3 milyar sterlinlik bir bütçe ayırmış oldu. 

Bu bütçe ile İngiltere’nin gümrük ve sınır kontrollerinde gerekli hazırlıkları yapması, kritik tıbbi malzemelerin sevkiyatını sağlanması, şirketlerin ve ülke dışındaki İngiliz vatandaşlarının desteklenmesi için kullanılması planlanıyor.

Brexit süreci

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, 31 Ekim’de anlaşma olsun veya olmasın ülkeyi AB’den ayırmaktaki kararlılığını sık sık yineliyor. 

Eski Başbakan Theresa May’in AB ile vardığı Brexit anlaşması parlamentoda üç kez reddedilmişti. Johnson, May’in istifa kararı almasının ardından Muhafazakar Parti’nin yaklaşık 150 bin üyesinin oylarıyla başbakanlık görevine seçilmişti.

İngiliz parlamentosu, 29 Mart’ta gerçekleşmesi gereken anlaşmasız Brexit’i yasa çıkartarak engellemiş, hükümet AB’nin de onayıyla Brexit’i 31 Ekim’e ertelemişti. 

İngiltere, 2016’daki referandumda yüzde 48’e karşı yüzde 52 oyla AB’den ayrılma kararı almıştı.

%d bloggers like this: