FETÖ darbesinin B Planı: Fidan ve Akar neden hedefte?

FETÖ’nün darbe girişiminin ayak seslerini hissedip büyük bir belanın yaklaşmakta olduğunu  10 Temmuz 2016 tarihinde ’Yeni darbe girişimleri yolda’ başlığı ile yazmıştık. (Bknz: https://www.analizhatti.com/yeni-darbe-girisimleri-yolda/ ) Bu belanın defi için acilen hareket geçilmesi gerektiğine işaret ettikten sonra siyasetten medyaya, bürokrasiden muhalif danışman kadrolarına değin söz konusu darbenin “kontrollü darbe”  algısını FETÖ ve iltisaklı isimlerin gündeme getireceğini dillendirmiştik.

Maalesef korktuğumuz başa geldi ve içimizden şehitler alan kahrolası bir darbe ülkenin üzerine karabasan gibi çöktü. “Söylemiştik, uyarmıştık” demenin bir faydası yok. Ama gördük ki analizimizde değindiğimiz tehdit kadar bu tehdit karşısında zayıflatılan reflekslerimize dair uyarımız da yerindeymiş. O gece ve sonrasında üst iradenin dik duruşu olmasa ülke elden gidecekmiş.

Konuyu biraz daha açalım: Aslında uyarılarımız sadece 10 Temmuz 2016 ile sınırlı değildi.  Söz konusu darbenin alt yapısının bir yıl öncesinde TSK içerisindeki FETÖ militanları tarafından  hazırlandığı, eylem planı yapıldığını 13 Ocak 2015 tarihinde “Pensilvaya örgütü Devletin gerçek sahiplerini göreve çağırıyor!” başlıklı analizimizde (Bknz: https://www.analizhatti.com/pensilvaya-orgutu-devletin-gercek-sahiplerini-goreve-cagiriyor/ ) deşifre etmiştik. Söz konusu analizde “Üst aklın taşeron olarak kullandığı ‘Pensilvanya’ örgütü, devletin gerçek sahiplerini göreve çağırıyor. Devlet Başkanı Erdoğan’ı devirmek adına, kendisini bu ülkenin gerçek sahibi olarak gören ancak bu ülkenin kodlarını yıllarca üst akıla sızdıran hainlerden yeni darbe senaryolarının uygulamaya konulması isteniyor” notunu düşmüştük. 

15 Temmuz darbesinden sonra TSK içerisindeki FETÖ militanlarına yönelik devlet operasyonu gerçekleşti. Söz konusu operasyonda halen firarda olan Kara Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreteri Topçu Kurmay Albay Uğur Karaca’nın ev, makam odasındaki aramalarda bulunanlar arasında söz konusu analizimizin A4 kağıda çıktısı,  “Ömer Adıyaman ile başlayan Orgeneralden operasyon beklenir” ile biten 1 adet kağıt çıktı. Şahsımın isminin geçtiği söz konusu dökümanın içeriği başka bir analiz konusu. Şahsımın da hedef alındığı söz konusu dökümanlar darbe iddianamesinde mevcut.

Başta da yazdığımız gibi, “Söylemiştik, uyarmıştık” demenin bir faydası yok. Ama gördük ki bir yıl önce analizimizde değindiğimiz darbe tehditini halen firarda olan FETÖ militanı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreteri Topçu Kurmay Albay Uğur Karaca’yı baya panikletmiş, şahsıma yönelik operasyon yapılması talimatı vermiş. Bu ayrıntıyı dipnot olarak düşelim. 

Gelelim esas konuya. Meselenin hazin tarafları çok. Biz sadece FETÖ’nün “Kontrollü darbe” söylemine değinelim :

1. FETÖ tehlikesini küçümseme ve hatta FETÖ içinde kategoriler oluşturup birilerini aklama hastalığı bazılarına musallat olmuştu. Ak Parti’de ve muhalefette bir grup, medyada bir grup, bürokraside bir grup vs. Bu gruplar uzun süre güçlerini korudular ve bu darbede aslında zımnen işbirlikçiler oldular. Sağda solda “Kontrollü darbe” söylemlerini dillendirenler bunlar-bunlardı.

2. FETÖ darbesinde de gördüğümüz gibi üst irade hala milletin geleceğinin ve kodları yeniden yazılan DEVLET’in sigortası. Ama suret-i haktan görünen birileri uzun süredir bu sigortayı gevşetme, zayıflatma derdindeydi. Bunlar oldukça üst mevkileri de işgal edebilmeyi başardılar. Kendi medyalarını kurdular, kendi diplomasilerini yönettiler ve kendi örgütlerini kurmaya yöneldiler. Darbe zemin hazırlayan bir diğer grup bunlardı. Halı hazırda deşifre olmamak adına “Kontrollü darbe” söylemini tersten işleyenler de bunlar-bunlardı.
3. FETÖ ile mücadeleyi göstermelik yapan, bu mücadeleye yürekten inanmayan ve bu riski algılayamayan birçok siyasetçi ve bürokrat bu son darbe girişimine kadar hala FETÖ militanlarını veya iltisaklı isimleri aklama peşinde-peşindeydi.  Halı hazırda deşifre olmamak adına  yine “Kontrollü darbe” söylemini dar dairelerde işleyenler de bunlar-bunlardı.

4. Üst iradeye yönelen saldırı ve ülkeyi sarsan darbe girişimi sırasında işin rengi belli olunca ortalığa çıkıp cazgırlık yapan ve kendince kahraman olmaya çalışan tiplerde bunlardı. Bunlar da ucuz kahramanlıkla birşeyler elde edebilme derdine düşmüş parsacılardı. Hükümete yakın medya bunlara açık-açıktı. Tersten “Kontrollü darbe” söylemini toplumsal mühendislikle işleyenler yine bunlar-bunlardı. 

Biraz da ileriye dair zihin jimnastiği yapalım: Öncelikle risk geçmiş ve bitmiş değil. Yeni dalgalar çok kolay olmayacaktır ama farklı kanallardan gelecek tehditler olasıdır. Bu tehditlerden biri “Kontrollü darbe” söylemi ile FETÖ’nün başaramadığı kanlı darbeyi Psikolojik Harp ve toplumsal mühendislikle başarmaktır. Bu darbenin B planıdır. Bu planın bir parçası ise sosyal çatışma ve iş barışı tehdit öncelikli amaçları olacaktır. Siyaset, medya ve bürokrasi uyumunun sağlanması bu anlamda kritiktir. Halen işi gücü bir yerlerden aferin almak olan garip tipler ortalıkta dolaşmaktadır. Bunlar darbe sonrası süreçleri yönetebilecek yetkinlikler konusunda tamamen emin olunamayacak  kişilerdir. Ortamdan nemalanmaya çalışan siyasetçiler de dikkat çekmektedir.  FETÖ’ye her türlü müsamahayı gösterip sonra da FETÖ’ne  lanet okumak büyük bir çelişkidir. Devre hemen uyum sağlayan bazı çeteler şimdi de darbenin gölgesinde, tüm pisliklerini unutturup yeni sayfa açma peşindedir. Hiçbirine o fırsat  verilmeyecektir. Bürokrasi belli bir ayara gelmiş görünse de birçok kurumda FETÖ veya FETÖ anlayışı bunca yıl temizlenmemişken atılacak adımlar da soru işaretlerini getirecektir. Bu kez işin  ciddiyetini anlama kapasiteleri ortaya çıkacaktır. Ama bu konuda ümitvar olmak oldukça zordur. Medyada düne kadar üst iradeye operasyon peşinde koşanların şimdi kalkıp saf değiştirir gibi yapmaları, aracılar kullanmaları ve sözde tövbe etmeleri tamamen ve hükmen geçersiz sayılmalıdır. Ama pes etmeyecekleri ortadadır. Unutulmaması gerekir ki bunların sicili FETÖ iltisak ve irtibatları ile doludur. Hükümete yakın medya da ve sosyal medya da bunlara sıklıkla rastlanılmaktadır. Bunların acilen tasfiyeleri şarttır, tasfiye olacaklardır. 

Özetlemek gerekirse : FETÖ darbe girişiminin öncesi ve sonrası çok yakından takip edilmelidir. Fiili darbe bitse bile FETÖ tehdidi kısa sürede bitmez, bitmemiştir. Bu işin sadece FETÖ ile sınırlı kalmadığı iyi anlaşılmalıdır. Verilecek tepkile de o ayarda olmalıdır. Bunun böyle olmadığını FETÖ’den tutuklu bulunan üst düzey komutanların ifadelerinde gizlidir. Verilen ifadeler tamamen bir operasyonun parçası olduğu aşikardır. Darbeyi bertaraf eden MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar hakkında darbeden tutuklu bulunan FETÖ militanlarının verdiği ifadeler psikolojik yıkım cümleleri ile doludur. Özenle seçilmiş ve söz konusu tutuklu bulunan darbecilere özenle servis edilmiştir. Bu operasyonun amacı bir taraftan kanlı darbeyi gerçekleştiren ve ordudan atılan FETÖ militanlarının kendilerini kamuoyu ve uluslararası arenada temize çıkarma ve mağduriyet oluşturma gayretidir. Medya ve sosyal medya da Fidan ve Akar ile ilgili bu yönde algı operasyonlarının hız kazanması da bu operasyonun bir parçasıdır. Ancak vatana ihanet eden bu güruhun unuttuğu şudur: Tarih, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hafızası, istihbarat ise aklıdır. Hafıza her gün dolmakta, akıl ise çalışmaktadır.

Hafıza ve akıl ekseninde kendisini medya da, siyasette, sosyal medya da gizleyen FETÖ irtibatlı-iltisaklı isimlere, FETÖ projesi ve darbenin B Planı olan “Kontrollü darbe” söylemini yayanlara ve bu yönde algı oluşturan isimlere, DEVLET darbesi yoldadır.

Ömer ADIYAMAN / ANALİZ HATTI
@omradymn

%d bloggers like this: