Bağdat’ta Yeşil Bölgenin Yıkılan Duvarları

Köklü bir komşuluk ve ekonomik ilişkimiz olan, geçmişte maruz kaldığı etnik ya da mezhepsel çatışmalardan ve terör saldırılarından dolayı yılmış ve yorgun düşmüş, Irak’ın başkenti Bağdat’ta güvenlik açısından gözle görülür olumlu değişimler izlenmektedir. 

Dicle Nehri’nin batı kıyısında yer alan, çoğu hükümet ve bakanlık binalarının yanı sıra uluslararası kuruluşların ve birçok yabancı elçilik binalarının bulunduğu (henüz faaliyette olmamakla beraber yeni Türkiye Büyük Elçiliği binası da dahil), çok sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı, beton bariyerler ile izole edilmiş, Yeşil Bölge (Green Zone yada International Zone –IZ) olarak bilinen, gerçekte Karadat Maryam adındaki, Bağdat’ın en merkezi bölgesinin 16 yıllık bir aradan sonra Ramazan Bayramının ilk günü olan 4 Haziran da tamamen halka açılması bu değişimin en büyük göstergesi olmuştur. 

Bağdat’ın merkezinde yer alan ve Yeşil Bölge olarak adlandırılan alan, 2003’te ABD’nin Saddam rejimini devirmek için başlattığı işgal sonrasında uluslararası koalisyon güçleri tarafından geçici hükümeti ve koalisyon güçlerini korumak için oluşturularak, halka kapatıldı. O günden bu yana, Yeşil Bölge çoğu sivil için yasak bir bölge olmuştur. Kırmızı Bölge olarak bilinen başkentin geri kalan bölgeleri, yıllar boyunca etnik/mezhepsel şiddete ve terörist saldırıları ile boğuşurken, bir kesim grubun yüksek askeri korunaklı Yeşil Bölge’de güvenli bir şekilde ikamet etmesi nedeniyle, bölge halk ve siyasiler arasındaki eşitsizliğin ve ayrıca Amerikan işgalinin bir sembolü haline dönüşmüştü. 

Yıllarca şehrin bazı kesimlerinin güvenli olduğu, diğer bölgelerin ise güvenilmez olduğu olgusu halk arasındaki gerginliğin kaynaklarından biri olurken, şehir içinde güvenli bir bölgenin olması, halkın oraya girememesi, insanların değil de hükümetin güvende olması algısı ile halkın bölgeye ve siyasetçilere nefretle bakmasına neden oldu belki de.  Diğer yandan, lüks yaşamaktan ziyade güvenlik endişeleri nedeniyle Yeşil Bölge’de ikamet etmek zorunda olanlar içinde ayrı bir sorun olan Yeşil bölge, sakinleri için belki de bir hapishane içinde yaşamaktan farksızdı. Bölgeye girmek ve çıkmak için özel kartlara, ihtiyaç duydukları herhangi bir şeyi taşımak ya da akrabalarının ziyaret etmesi için özel izinler gerekirdi.  Tüm bu fiziksel ayrılık kaçınılmaz olarak halk arasında sosyal ayrımcılığı başlatmıştı.

ABD ordusunun 2011’de Irak’tan çekilmesinden sonra Iraklı politikacılar Yeşil Bölge’yi bir kaç kez açılmak istenmiş ve bu yönde vaatlerde bulunmuştu. Ancak o dönemde devam eden DEAŞ tehdidi ve güvenlik endişeleri nedeniyle bu eylemler tam olarak hayata geçirilmedi.  En somut örnek olarak Irak eski Başbakanı Haydar El-Abadi, 2015 yılında Bağdat ve diğer kentlerde yetkililer tarafından kapatılan ana ve ara sokakların açılmasını, kontrol noktalarının azaltılmasını bu çerçevede vatandaşların güvenliğinin sağlanması için gereken planların yapılmasını ve hayata geçirilmesini istemişti.  Bu kapsamda, Bağdat’ın bazı bölgelerinde kontrol noktaları ve beton bloklar kaldırılmaya başlanmış ancak Yeşil bölge devam eden güvenlik endişeleri nedeniyle açılamamıştı. 

Irak’ta siyasi taraflarca uzlaşılmış, bağımsız bir aday olan Adil Abdul Mehdi’nin  yeni hükümeti kurması ile  Başbakan Abdul Mehdi  Ekim 2018 de, Irak’ın her bölgesinin yeşil bölge olması gerektiğini belirterek Iraklılara Yeşil bölgeyi açma sözü vermesiyle beraber, DEAŞ’a karşı kazanılan zaferin yıl dönümü olan 10 Aralık’ta Yeşil bölge, kısmen ve kısıtlı zaman aralığında kamu trafiğine açıldı. Yıllar boyu ayrımcılığın ve işgalin bir sembolü olan Yeşil bölgenin açılışı halk arasında adeta bir festival havasında kutlandı. 

Yeşil Bölge’nin açılışının,halk arasında ABD elçiliği ve diğer uluslar arası kuruluşlardan gelecek baskı ile kalıcı olmayacağı algısının yaygın olmasına, hatta bölgede ABD-İran arasında artan gerginliğin savaş ve çatışmalardan yorgun Irak’ı başka bir istikrarsız döneme sokma riskinin olduğu bir zamanda, Yeşil bölgeye roketli bir saldırının düzenlenmesine rağmen Başbakan Abdul Mehdi, Yeşil Bölgeyi Ramazan Bayramının ilk günü olan 04 Haziran’da tamamıyla kamuya açarak, çatışmalarla dolu geçmişiyle adeta bölünmüş bir şehri birleştirerek Iraklılara gelecek için umut olurken Bağdat’ın genel olarak daha güvenli bir şehir olduğu konusunda dünyaya güçlü bir mesaj göndermiş oldu. 

Yeşil Bölge’nin açılışı Başbakan Abdul Mehdi’nin popülitesini arttırması ve halk tarafından memnuniyetle karşılanmasının yanında bölgenin yeniden açılmasının Bağdat’ın uluslararası düzeyde güvenlik durumunun güven verici hale geldiğinin, yabancı yatırım şirketlerinin Irak’a yönelebileceğinin ve Bağdat’ın tamamının bir yeşil bölge haline geldiğinin kanıtı da olmuştur. 

Bununla beraber, Bağdat’ta Yeşli Bölge’nin halka açılması Iraklıların tüm sorunlarını çözdüğü anlamına da gelmemeli. Halk, aynı kararlıkla hükümetin birlik ve beraberlikle yolsuzlukları sonlandırması, işsizliği azaltması, elektrik, su ve sağlık gibi kamu hizmetlerini iyileştirilmesi gerektiğine inanmaktadır. Ancak bütün bu sorunlara rağmen, beton duvarların yıkılarak Yeşil Bölge’nin tekrar açılmasıyla Iraklı kardeşlerimiz dünyaya yenilmediklerini göstermiş oluyorlar.

Mehmet NARİN

[Ortadoğu’nun birçok ülkesinde güvenlik ve askeri konular üzerinde çalışan halı hazırda IRAK’ta bulunan Mehmet Narin, Analiz Hattı Stratejik Araştırma Merkez’nin (AHSAM) Güvenlik ve askeri stratejistidir ]


%d bloggers like this: